İsrail'in yardım gemilerine saldırısıyla ilgili Makedonya Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği'yle yaptığı koordinasyon çerçevesinde yayınladığı bildiride olayda meydana gelen can kayıpları için üzüntülerini ifade ederek trajik sonuçlara yol açan nedenler ve koşulların ayrıntılı bir şekilde araştırılmasını istedi. Bildiride şunlar belirtiliyor.:
"Makedonya Cumhuriyeti, sorunların çözümü için kullanılan tüm şekillerdeki şiddeti kınıyor ve bu bağlamda tüm açık sorunlar ve anlaşmazlıkların silah ve can kayıplarıyla değil diyalog ve barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini değerlenidiriyoruz."
Gazze'ye yardım götüren gemilerde 3 Makedonya vatandaşının da olduğu ortaya çıktı. Üsküp'ten 28 yaşındaki Yasmin Recepi ve 57 yaşındaki Sami Emin, Kumanova'dan ise 50 yaşındaki Sead Hasipi'nin bu gemilerde olduğu açıklandı. Bu kişilerin durumuyla ilgili hem yakınlarının hem Makedonya Dışişleri Bakanlığı'nın bilgisi yok. Bu haberleden sonra Makedonya'nın Tel Aviv Büyükelçisi Payo Aviroviç'in İsrail Dışişleri Bakanlığı'na çağırıldığı öğrenildi.
31 Mayıs 2010 Pazartesi
30 Mayıs 2010 Pazar
Özgür Linkler 30-05-2010
- Japonya'da buharlı gemilerinin dönemini gösteren posterler. Link pinktentacle.com. Fotoğrarflar.
-Dünyanın değişik yerlerinden ilginç posta pulları. Link darkroastedblend.com. Fotoğraflar.
-Dünyanın değişik yerlerinden ilginç posta pulları. Link darkroastedblend.com. Fotoğraflar.
2700 tişörtten Vincent van Gogh'un portresi yapıldı
20 kişi 24 farklı renkten tişörtleri dizerek bu resmi yaptı.
29 Mayıs 2010 Cumartesi
Nuno Rocha'nın Anlar filmi
Göz yaşlarını tutamayacağınız bir film. Hayat gerçekten çok güzel. Videonun Vimeo'daki linki.
Patrick Boivin'in Demir Bebek filmi
İron Man'ın parodısı olan bu filmde Demir Bebek rolünde Patrick Boivin'in kızı oynuyor. YouTube kanalında Patrick Boivin kendi kendi yetiştirmiş bir yönetmen olduğunu söylüyor. Bence kendisini iyi yetiştirmiş.
Özgür Linkler 29-05-2010
-Moai'nin son sırrı. Link kuriositas.com. İngilizce haber ve fotoğraflar.
-Yetenek Sizsiniz Britanya yarışmasında şarkı söyleyen 80 yaşındaki Janey Cutler'in gerçekten yeteneği var. Link YouTube. Video.
-Hacker'lerin kısa tarihi. Link onlinemba.com. Grafik.
-Eşsiz gitarlar. Link nowthatsnifty.blogspot.com. Fotoğraflar.
-Hava durumu tahminini kendiniz nasıl yapabilirsiniz? Link marisys.com. Grafik.
-24 ülkenin tüketicilerine göre Google dünyanın en saygın şirketi. Link prnewswire.com. İngilizce haber.
-Zamanın gizli güçleri. Link YouTube. Video.
-Armadillo skuter. Link ohgizmo.com. Fotoğraflar.
-2010'nun en iyi televizyon, film ve dijital eser reklamları. Link clioawards.com. Videolar.
-Araba hırsızlığının ne kadar kolay olduğunu anlatan muhabirin zor anları. Link YouTube. Video.
-Yetenek Sizsiniz Britanya yarışmasında şarkı söyleyen 80 yaşındaki Janey Cutler'in gerçekten yeteneği var. Link YouTube. Video.
-Hacker'lerin kısa tarihi. Link onlinemba.com. Grafik.
-Eşsiz gitarlar. Link nowthatsnifty.blogspot.com. Fotoğraflar.
-Hava durumu tahminini kendiniz nasıl yapabilirsiniz? Link marisys.com. Grafik.
-24 ülkenin tüketicilerine göre Google dünyanın en saygın şirketi. Link prnewswire.com. İngilizce haber.
-Zamanın gizli güçleri. Link YouTube. Video.
-Armadillo skuter. Link ohgizmo.com. Fotoğraflar.
-2010'nun en iyi televizyon, film ve dijital eser reklamları. Link clioawards.com. Videolar.
-Araba hırsızlığının ne kadar kolay olduğunu anlatan muhabirin zor anları. Link YouTube. Video.
28 Mayıs 2010 Cuma
Makedonya'da garantili milletvekili koltukları tekrar gereken desteği alamadı
Meclis’in Yasama ve Hukuk Komsyonu bugün küçük etnik topluluklara 10 garantili milletvekili koltuğun temin edlmesyle ilgili yasa değişikliğni görüştü ama bu teklif daha önce Siyasi Sistem ve Topluluklar Arası İlişkiler Komsyonu'nda olduğu gibi bu kez de gereken desteği alamadı.Sosyal Demokrat Brlği’nin bu teklifi sadece Yeni Sosyal Demokrat Partisi'nden destek aldı. Sosyal Demokrat Birliği bu teklifle etnik toplıulukların hakça temsil edilmesini ve oylarıyla manipülasyon yapılmamasını amaçladıklarını açıkladı.VMRO DPMNE garantili milletvekili koltuklarına karşı olmadıklarını belirterek bu değişklik konusunda siyasi partler arasında görüş birliği sağlanmadığı için teklifin geri çekilmesini istedi. Liberal Demokrat Parti de garantlili milletvekili koltuklarıyla ilgli fikri desteklediklerini ancak mlletvekili saysının artırılmasına karşı geldiklerini savundu. Bu parti milletvekili saysının 120'den 100’e düşürülmesini talep ediyor. Demokratk Bütünleşme Birliği ve Yeni Demokrasi bu modelin Badnter oylamasındaki dengeleri bozabileceğinden endşe ediyor. Demokratik Bütünleşme Brliği yasa değişikliğinde küçük etnik topluluklara ait partilerin 10’dan fazla milletvekili çıkarmamaları için koruma mekanizması olmadığını düşünüyor. Türk Demokratik Partisi Milletvekili Kenan Hasip iki gün önce Siyasi Sistem ve Topluluklar Arası İlişkiler Komsyonu'nda yaptığı konuşmada bu seçim modeliyle Arnavutlar’ın hiç bir şey kaybetmediğni tam aksne kazandığını ancak teklifin bu kez de geçmediği takdirde küçük etnik toplulukların 10 bin imza toplayarak kendi teklifini Meclis'e sunacaklarını söyledi. Sosyal Demokrat Brlği’nin sunduğu yasa değişikliğine göre küçük etnik topluluklara ait 10 milletvekilin bir seçim bölgeli nisbi temsil sistemiyle seçilmesi öneriliyor.Garantili miiletvekili koltıklar son sayımın sonuçlarına göre ayrılması öngörülüyor. Böylece Türkler'e 4, Sırplar'a ve Romanlar'a ikişer, Boşnaklar'a ve Ulahlar'a ise birer milletvekili koltuğun sağlanması öneriliyor.Bu teklife göre 6 seçim bölgeli nisbi temsil sistemiyle seçilen mevcut 120 Milletvekili, 10 garantili Milletvekili yeri ve diyasporaya ayrılan 3 Milletvekili yeriyle birlikte Makedonya Meclisi'ndeki Milletvekili sayısı 133'e yükselmiş olacak. 3 yıl önce aynı modeli VMRO DPMNE önermiş Sosyal Demokrat Birliği ise karşı gelmişti. O dönemde Meclis Genel Kurulu 'nda çıkan kavga yüzünden bu yasa değişikliği rafa kaldırılımıştı. Meclis komisyonlarından gereken desteği almayan son teklifin de Genel Kurul'dan onay alması zor görünüyor.
27 Mayıs 2010 Perşembe
Bırak Beni
Çok dokunaklı bir film. Anlamanız için tercumeye ihtiyaç yok. Yakından dul olmuş bir erkek eşinin fotoğraf makinesiyle kendisini teselli ediyor ve ..... Bu ödüllü film Daros Films'e ait.
İsviçrelileri korkutan flash mob gösterisi
Yüzlerce çevreci nükleer felaketini taklit etmek için ölüm numarası yaparak alışverişçileri korkuttu.
Özgür Linkler 27-05-2010
-Çölerin cennet gibi yerleri. Link artsonearth.com. İngilizce haber ve fotoğraflar.
-At terzisi. Link thehorsetailor.com. İlginç bir website.
-Bilgisayar virüsüyle enfekte olan adam. Link BBC. İngilizce haber.
-100'den fazla eski yemek kutusu. Link thejailbreak.com. Fotoğraflar.
-Apple Microsoft'u geçerek dünyanın en değerli teknoloji şirketi oldu. Link nytimes.com. İngilizce haber.
-İnsanların halen yakınında yaşadığı 9 aktif volkan. Link womansday.com. İngilizce haber ve fotoğraflar.
-3 boyutlu sualtı ortamı. Link papervision3d.org. İlginç bir website.
-Forced perspective tekniğinin 35 güzel örneği. Link drweb.de. Fotoğraflar.
-Alfabenin gelişmesi. Link imgur.com. İlginç bir animasyon.
-Artistik patinajcı hokey oynarsa... Link veryfunnyads.com. Video.
-Yumurta kabuğu sanatı. Link WebUrbanist. İngilizce haber ve fotoğraflar.
-At terzisi. Link thehorsetailor.com. İlginç bir website.
-Bilgisayar virüsüyle enfekte olan adam. Link BBC. İngilizce haber.
-100'den fazla eski yemek kutusu. Link thejailbreak.com. Fotoğraflar.
-Apple Microsoft'u geçerek dünyanın en değerli teknoloji şirketi oldu. Link nytimes.com. İngilizce haber.
-İnsanların halen yakınında yaşadığı 9 aktif volkan. Link womansday.com. İngilizce haber ve fotoğraflar.
-3 boyutlu sualtı ortamı. Link papervision3d.org. İlginç bir website.
-Forced perspective tekniğinin 35 güzel örneği. Link drweb.de. Fotoğraflar.
-Alfabenin gelişmesi. Link imgur.com. İlginç bir animasyon.
-Artistik patinajcı hokey oynarsa... Link veryfunnyads.com. Video.
-Yumurta kabuğu sanatı. Link WebUrbanist. İngilizce haber ve fotoğraflar.
Üsküp'te 2. Türk Filmleri Haftası Başladı

Dün akşam (26-05-2010) Üsküp'te 2. Türk Filmleri Haftası "Aşk Geliyorum Demez" filmiyle başladı. Bu vesileyle düzenlenen törene filmin yönetmeni Murat Şeker ve başlrol oyuncusu Tolgahan Sayişman katıldı ama buna rağmen Makedonya medyası törene katılmayacağı önceden bilinen Bergüzar Korel 'in başrolü oynadığı filmiyle başlayacağını duyurdu Özel bir televizyonunda gösterilen "Binbir Gece" dizisi yüzünden Makedonya'da "Şehrazat" rüzgarı esiyor. Türk dizileri Makedonya''da izlenme rekorları kırdığı için açılış törenine büyük sayıda davetli katıldı. Türkiye'nin Üsküp Büyükelçiliği Kültür ve Tanıtma Müşavirliği'min örgütlediği ve TİKA Üsküp Koordinatörlüğü, Yunus Emre Üsküp Türk Kültür Merkezi, Ramstore ve Premium Film'in desteklediği Türk Filmleri Haftası boyunca biletler sadece 50 denar (0.8 Avro) olacak. 3 Haziran'a kadar sürecek Film haftası kapsamında "Devrim Arabaları", "Beş Vakit", "Yumurta", "Başka Semtin Çocukları", "Güneşin Oğlu", "Neşeli Hayat" ve "Dinle Neyden" filmelerinin yanısıra "Türk Gibi Başla Alman Gibi Bitir" belgeselinin de gösterilmesi öngörülüyor.




25 Mayıs 2010 Salı
Özgür Linkler 25-05-2010
-Dünya turizm haritası. Link bluemoon.ee. İlginç website.
-Eldivensiz ağırsiklet şampiyonası. Link timesonline.typepad.com. İngilizce haber ve fotoğraflar.
-İstanbul'daki Autopia Avrupa'nın en büyük otomobil alışveriş merkezi.Link gadarchitecture.com. Bu projeyle ilgili fotoğraflar, videolar ve İngilizce bilgi.
-16 ince bina. Link nowthatsnifty.blogspot.com. Fotoğraflar.
-Deneysel yuvarlanan ev. Link archdaily.com. İngilizce haber ve fotoğraflar.
-Dünyanın en yaşlı hekimi. Link telegraph.co.uk. İngilizce haber ve fotoğraflar.
-Dünyanın en hızlı kemancısı. Link YouTube. Video.
-Elleri olan balık. Link news.nationalgeographic.com. Fotoğraf ve ingilizce haber.
-Kahveyi seven şemsiye. Link yankodesign.com. İngilizce haber ve fotoğraflar.
-Yapay kelebek. Link YouTube. Video.
-Eldivensiz ağırsiklet şampiyonası. Link timesonline.typepad.com. İngilizce haber ve fotoğraflar.
-İstanbul'daki Autopia Avrupa'nın en büyük otomobil alışveriş merkezi.Link gadarchitecture.com. Bu projeyle ilgili fotoğraflar, videolar ve İngilizce bilgi.
-16 ince bina. Link nowthatsnifty.blogspot.com. Fotoğraflar.
-Deneysel yuvarlanan ev. Link archdaily.com. İngilizce haber ve fotoğraflar.
-Dünyanın en yaşlı hekimi. Link telegraph.co.uk. İngilizce haber ve fotoğraflar.
-Dünyanın en hızlı kemancısı. Link YouTube. Video.
-Elleri olan balık. Link news.nationalgeographic.com. Fotoğraf ve ingilizce haber.
-Kahveyi seven şemsiye. Link yankodesign.com. İngilizce haber ve fotoğraflar.
-Yapay kelebek. Link YouTube. Video.
Vatandaşların çoğu isim sorunuyla ilgili müzakerelerin durudurulmasını istiyor
Makedonya vatandaşların çoğu Yunanistan'la yıllardır süren isim sorunuyla ilgili müzakerelerin durudurulması gerektiğini ve Makedonya’nın ismini değiştirmeden NATO ile AB’ye üye olabileceğini düşünüyor. Arnavut toplumu ise bu konuda büyük ölçüde farklı düşünüyor.Bunu Dnevnik gazetesinin 15 ile 18 Mayıs tarihleri arasında 1080 kişiyle yaptığı anket sonuçları gösteriyor.
Makedonya’nın Yunanistan’la var olan isim sorunu konusunda uzlaşma aramaya devam edip etmemesiyle ilgili anket sorusuna cevaben vatandaşların yüzde 51’i müzakerelerin durudurulması, yüzde 48’i ise devam etmesi gerektiğini açıkladı. Arnavut toplumun yüzde 79’u ise müzakerelerin devam etmesini destekliyor.18 ile 29 yaş arasındaki vatandaşların yüzde 53’ü isim sorunuyla ilgili müzakerelerin devam etmesini desteklerken 65 yaş üzerindeki vatandaşların çoğu uzlaşmaya karşı geliyor. Dnevnik Gazetesi Baş ve Sorumlu Yazarı Saşo Kokalanov, siyasi elitlerin karşıt sinyaller vermesi sonucu kamuoyunda bu iradenin uzun sürede yaratıldığından dolayı bu tablonun değişmesi için de zaman geçmesi gerekeceğini söyledi.
Vatandaşların yüzde 62’i uzlaşmaya varıldığı takdirde referandumumun yapılması gerektiğini açıkladı.
Bu orantı Makedonlar’da yüzde 64, Arnavutlar’da se yüzde 54.
Referandumun yapıldığı takdirde vatandaşlarını yüzde 77’sinin referanduma katılacağını açıkladı. Ankete göre referanduma Makedonlar’ın yüzde 82’si, Arnavutlar’ın ise yüzde 64’ü katılacak
İsim sorunu konusundaki çözümün Makedon kimliğine ve NATO ile AB üyeliğine garanti verdiği takdirde Makedonya isimine coğrafi bir sıfatın eklenmesini destekleyip desteklemedikleri doğrultusundaki soruya vatandaşlarını yüzde 52’sinin "Evet", yüzde 44’ünün se "Hayır " yanıtı verdiği açıklandı.
Olası sıfatlar arasında "Kuzey" yüzde 27, "Vardar" yüzde 9 ve "Yukarı" yüzde 2’lik destek aldı.
Coğrafi sıfat kabul edildiği takdirde vatandaşların yüzde 35’i Makedonya Cumhuriyeti ( Kuzey) , yüzde 16’sı Makedonya Kuzey Cumhuriyeti, ve yüzde 11 Kuzey Makedonya Cumhuriyeti’nin en kabul edici çözüm olarak görüyor.
Makedonya’nın ismini değiştirmeden NATO ve AB’ye üye olup olmayacağı konsundaki soruya vatandaşların yüzde 60’ı "Evet" yüzde 36’sı ise "Hayır" yanıtı veridiği bildirildi. Başbakan Nikola Gruevsk’nin isim sorunuyla ilgili politikasını vatandaşların yüzde 48’i desteklerken yüzde 45’i karşı gelyor.Vandaşların yüzde 55’i isim sorununa çözüm bulunmadığı takdirde ülkenin geleceğinin soru işareti altında olmayacağını belirtirken Arnavutlar’ın yüzde 56’sı tam tersini düşünüyor.
Makedonya’nın Yunanistan’la var olan isim sorunu konusunda uzlaşma aramaya devam edip etmemesiyle ilgili anket sorusuna cevaben vatandaşların yüzde 51’i müzakerelerin durudurulması, yüzde 48’i ise devam etmesi gerektiğini açıkladı. Arnavut toplumun yüzde 79’u ise müzakerelerin devam etmesini destekliyor.18 ile 29 yaş arasındaki vatandaşların yüzde 53’ü isim sorunuyla ilgili müzakerelerin devam etmesini desteklerken 65 yaş üzerindeki vatandaşların çoğu uzlaşmaya karşı geliyor. Dnevnik Gazetesi Baş ve Sorumlu Yazarı Saşo Kokalanov, siyasi elitlerin karşıt sinyaller vermesi sonucu kamuoyunda bu iradenin uzun sürede yaratıldığından dolayı bu tablonun değişmesi için de zaman geçmesi gerekeceğini söyledi.
Vatandaşların yüzde 62’i uzlaşmaya varıldığı takdirde referandumumun yapılması gerektiğini açıkladı.
Bu orantı Makedonlar’da yüzde 64, Arnavutlar’da se yüzde 54.
Referandumun yapıldığı takdirde vatandaşlarını yüzde 77’sinin referanduma katılacağını açıkladı. Ankete göre referanduma Makedonlar’ın yüzde 82’si, Arnavutlar’ın ise yüzde 64’ü katılacak
İsim sorunu konusundaki çözümün Makedon kimliğine ve NATO ile AB üyeliğine garanti verdiği takdirde Makedonya isimine coğrafi bir sıfatın eklenmesini destekleyip desteklemedikleri doğrultusundaki soruya vatandaşlarını yüzde 52’sinin "Evet", yüzde 44’ünün se "Hayır " yanıtı verdiği açıklandı.
Olası sıfatlar arasında "Kuzey" yüzde 27, "Vardar" yüzde 9 ve "Yukarı" yüzde 2’lik destek aldı.
Coğrafi sıfat kabul edildiği takdirde vatandaşların yüzde 35’i Makedonya Cumhuriyeti ( Kuzey) , yüzde 16’sı Makedonya Kuzey Cumhuriyeti, ve yüzde 11 Kuzey Makedonya Cumhuriyeti’nin en kabul edici çözüm olarak görüyor.
Makedonya’nın ismini değiştirmeden NATO ve AB’ye üye olup olmayacağı konsundaki soruya vatandaşların yüzde 60’ı "Evet" yüzde 36’sı ise "Hayır" yanıtı veridiği bildirildi. Başbakan Nikola Gruevsk’nin isim sorunuyla ilgili politikasını vatandaşların yüzde 48’i desteklerken yüzde 45’i karşı gelyor.Vandaşların yüzde 55’i isim sorununa çözüm bulunmadığı takdirde ülkenin geleceğinin soru işareti altında olmayacağını belirtirken Arnavutlar’ın yüzde 56’sı tam tersini düşünüyor.
24 Mayıs 2010 Pazartesi
Özgür Linkler 24-05-2010
-Çin'in Geeşy şirketi Hindistan'ın Tata Nano modelinden daha ucuz araba üretmeyi amaçlıyor. Link autoblog.com. İngilizce haber ve fotoğraf.
-Tüm ABD Başkanlarının mal varlığı. Link theatlantic.com. İngilizce haber ve fotoğraflar.
-Microsoft'taki ilginç Uzay Yolu heykeli. Link kuriositas.com. İngilizce haber, fotoğraflar ve video.
-Müzik enstrumanlarına benzeyen mimari yapılar. Link darkroastedblend.com. İngilizce haber ve fotoğraflar.
-Rusya'nın dalgalı köprüsü. Link YouTube. Video.
-Tüm ABD Başkanlarının mal varlığı. Link theatlantic.com. İngilizce haber ve fotoğraflar.
-Microsoft'taki ilginç Uzay Yolu heykeli. Link kuriositas.com. İngilizce haber, fotoğraflar ve video.
-Müzik enstrumanlarına benzeyen mimari yapılar. Link darkroastedblend.com. İngilizce haber ve fotoğraflar.
-Rusya'nın dalgalı köprüsü. Link YouTube. Video.
MAKEDONYA TÜRKLERİ ANONİM SÖZLÜ HALK EDEBİYATI
Özgür Medya'nın yazarı Fatmagül'un araştırması.
Değişik ve çok çeşitli coğrafi yörelerde yaşamalarına rağmen, Türkler arasında, duyma ve düşünmede ve bunları ifade etmede belirgin bir beraberlik vardır (Yardımcı, 1998; 2005). Bu beraberlik; dünya üzerindeki üç yüz milyona yakın Türk halkın söz değerlerinden oluşan, Sözlü Halk Edebiyatı ürünlerinde de kendini gösterir (Yardımcı, 2005).
Türkler’in en eski tarihinden beri var olan ve muhtevasında bir takım farklılıklarla birlikte biçimini büyük ölçüde koruyarak günümüze dek ulaşan Anonim Sözlü Türk Halk Edebiyatı; kendine has dili, üslûbu ve halkın bütününe hitap edebilir nitelikte oluşu ile asırlar boyu geleneksel Türk halk kültürünün en temel ve işlevsel öğelerinden biri olmuştur (Güleç, 2007; Yardımcı, 1998; 2005).
Aynı soydan gelen insanların kendi kültürlerini özünden birşey kaybetmeksizin yaşatmaları, paylaşmaları ve geliştirip devam ettirerek varlığını korumalarının önemi büyüktür (Yardımcı, 1998; 2005). Yüzyıllar öncesinde Balkanlar’a ve Makedonya topraklarına gelip yerleşen Türk halk, zaman içerisinde karşısına çıkan her türlü zorluğa ve olumsuzluğa rağmen, bu önemli görevi başarıyla yerine getirebilmiştir (Artun, 2003; 2007; Yardımcı, 2005).
Bir yandan bu topraklara gelirken beraberinde getirdiği kendi kültür ve geleneğini kuşaktan kuşağa taşıyıp geliştirerek korumuş, bir yandan da Balkanlar’da Balkan kültürüyle yeniden yapılandırarak sözlü halk ürünlerinin kendine has özellikte ve ayrı güzellikte nice örneklerini sunmuştur (Artun, 2003; 2007). Bura insanının kendi özünden de katarak kendine ait kıldığı atasözleri, deyimleri, bilmeceleri, tekerlemeleri, mânileri, ninnileri, türküleri, masalları, efsaneleri bu topraklardaki varlığını ve canlılığını halen en güzel şekliyle sürdürmektedir (Artun, 2003; 2007; Tefikov, 2005).
Balkan Savaşları öncesinde kalan Osmanlı Dönemi Makedonya Türk Edebiyatı ile İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gelişen Çağdaş Makedonya Türk Edebiyatı arasındaki biricik bağı oluşturan bu sözlü halk ürünleri; yazılı edebiyatın neredeyse duraksama noktasına geldiği o zorlu dönemde, hem kültür ve geleneğin devamını sağlamak hem de o zamanki toplumsal hayatı yansıtmak bakımından ayrıca büyük bir önem taşır (Hasan, 2008).
KAYNAKÇA
*Artun, E. (2003). Osmanlı’nın İlk Dönemlerinde Türk ve Balkan Kültürlerinde Etkileşim. Folklor/Edebiyat, 33, 99-104.
*Artun, E. (Aralık 2007). Güney-Doğu Avrupa’da Osmanlı ve Osmanlı Sonrası Türk Uygarlıklarının Öteki Uygarlıklarla Halk Kültürü Yönünden Karşılıklı Etkileşimi [Bildiri]. 4. Uluslararası Güneydoğu Avrupa Türkoloji Sempozyumu, Zagreb.
*Güleç, İ. (2007). Anonim Halk Edebiyatının Tasnifine Dair Yeni Bir Öneri. Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 14, 47-58.
*Hasan, H. (2008). Makedonya Türklerince Söylenen Türküler. Ankara: AKDTYK Atatürk Kültür Merkezi Yayınları.
*Tefikov, E. (2005). Eski Yugoslavya’da Çağdaş Türk Edebiyatı. Erişim: 18 Nisan 2010, Makedonya Türkleri Ağ Sitesi: http://www.makturk.com/modules.php?name=News&file=article&sid=139
*Yardımcı, M. (Mart 1998). Makedonya ve Diğer Türk Yurtlarında Söylenen Ortak Atasözleri ve Deyimler. Uluslararası Rumeli Türk Kültürü Sempozyumu [Bildiri], Üsküp.
*Yardımcı, M. (Ocak 2005). Batı Trakya Türkleri Halk Edebiyatı ve Türk Dünyası Folkloruna Mukayeseli Bir Bakış. 1. Uluslararası Batı Trakya Türkleri Araştırmaları Kongresi [Bildiri], Münih.
Değişik ve çok çeşitli coğrafi yörelerde yaşamalarına rağmen, Türkler arasında, duyma ve düşünmede ve bunları ifade etmede belirgin bir beraberlik vardır (Yardımcı, 1998; 2005). Bu beraberlik; dünya üzerindeki üç yüz milyona yakın Türk halkın söz değerlerinden oluşan, Sözlü Halk Edebiyatı ürünlerinde de kendini gösterir (Yardımcı, 2005).
Türkler’in en eski tarihinden beri var olan ve muhtevasında bir takım farklılıklarla birlikte biçimini büyük ölçüde koruyarak günümüze dek ulaşan Anonim Sözlü Türk Halk Edebiyatı; kendine has dili, üslûbu ve halkın bütününe hitap edebilir nitelikte oluşu ile asırlar boyu geleneksel Türk halk kültürünün en temel ve işlevsel öğelerinden biri olmuştur (Güleç, 2007; Yardımcı, 1998; 2005).
Aynı soydan gelen insanların kendi kültürlerini özünden birşey kaybetmeksizin yaşatmaları, paylaşmaları ve geliştirip devam ettirerek varlığını korumalarının önemi büyüktür (Yardımcı, 1998; 2005). Yüzyıllar öncesinde Balkanlar’a ve Makedonya topraklarına gelip yerleşen Türk halk, zaman içerisinde karşısına çıkan her türlü zorluğa ve olumsuzluğa rağmen, bu önemli görevi başarıyla yerine getirebilmiştir (Artun, 2003; 2007; Yardımcı, 2005).
Bir yandan bu topraklara gelirken beraberinde getirdiği kendi kültür ve geleneğini kuşaktan kuşağa taşıyıp geliştirerek korumuş, bir yandan da Balkanlar’da Balkan kültürüyle yeniden yapılandırarak sözlü halk ürünlerinin kendine has özellikte ve ayrı güzellikte nice örneklerini sunmuştur (Artun, 2003; 2007). Bura insanının kendi özünden de katarak kendine ait kıldığı atasözleri, deyimleri, bilmeceleri, tekerlemeleri, mânileri, ninnileri, türküleri, masalları, efsaneleri bu topraklardaki varlığını ve canlılığını halen en güzel şekliyle sürdürmektedir (Artun, 2003; 2007; Tefikov, 2005).
Balkan Savaşları öncesinde kalan Osmanlı Dönemi Makedonya Türk Edebiyatı ile İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gelişen Çağdaş Makedonya Türk Edebiyatı arasındaki biricik bağı oluşturan bu sözlü halk ürünleri; yazılı edebiyatın neredeyse duraksama noktasına geldiği o zorlu dönemde, hem kültür ve geleneğin devamını sağlamak hem de o zamanki toplumsal hayatı yansıtmak bakımından ayrıca büyük bir önem taşır (Hasan, 2008).
KAYNAKÇA
*Artun, E. (2003). Osmanlı’nın İlk Dönemlerinde Türk ve Balkan Kültürlerinde Etkileşim. Folklor/Edebiyat, 33, 99-104.
*Artun, E. (Aralık 2007). Güney-Doğu Avrupa’da Osmanlı ve Osmanlı Sonrası Türk Uygarlıklarının Öteki Uygarlıklarla Halk Kültürü Yönünden Karşılıklı Etkileşimi [Bildiri]. 4. Uluslararası Güneydoğu Avrupa Türkoloji Sempozyumu, Zagreb.
*Güleç, İ. (2007). Anonim Halk Edebiyatının Tasnifine Dair Yeni Bir Öneri. Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 14, 47-58.
*Hasan, H. (2008). Makedonya Türklerince Söylenen Türküler. Ankara: AKDTYK Atatürk Kültür Merkezi Yayınları.
*Tefikov, E. (2005). Eski Yugoslavya’da Çağdaş Türk Edebiyatı. Erişim: 18 Nisan 2010, Makedonya Türkleri Ağ Sitesi: http://www.makturk.com/modules.php?name=News&file=article&sid=139
*Yardımcı, M. (Mart 1998). Makedonya ve Diğer Türk Yurtlarında Söylenen Ortak Atasözleri ve Deyimler. Uluslararası Rumeli Türk Kültürü Sempozyumu [Bildiri], Üsküp.
*Yardımcı, M. (Ocak 2005). Batı Trakya Türkleri Halk Edebiyatı ve Türk Dünyası Folkloruna Mukayeseli Bir Bakış. 1. Uluslararası Batı Trakya Türkleri Araştırmaları Kongresi [Bildiri], Münih.
Makedonya Türkleri Anonim Sözlü Halk Edebiyatı -MÂNİLER
Özgür Medya'nın yazarı Fatmagül'un araştırması.
Mâniler, Türk Halk Edebiyatı’nın en eski ve en yaygın türlerinden biridir. Genellikle; hecenin yedili vezniyle ve aaba kafiye düzeninde, dörtlükler halinde söylenir. Anlatılmak istenen duygu ya da düşünce daha çok son iki dizede verilir. İçerik bakımından hayli zengindir.
Makedonya Türkleri’nce söylenen mâniler, vezin ve kafiye yönünden çeşitlilik göstermekle birlikte, en çok yedili hece vezni ve aaba kafiye düzeni ile söylenmiştir.
Hece sayısının azaldığı ve/veya arttığı örnekler de vardır.
Kafiye düzeninde de değişiklikler görülmektedir.
Bunların dışında; aaab, abbb, aabc, abbc ve abcc kafiye düzenlerinde de örnekler bulunmaktadır.
Mısra sayısı bakımından, Makedonya’da söylenen mânilerin hemen hemen tamamı dörtlüklerden oluşmuştur. Bu kuralın dışında kalan örneklerin sayısı oldukça azdır.
Üçlük
Beşlik
Makedonya Türkleri tarafından söylenen mânilerde işlenen motifler çok çeşitlidir. Genelde lirik bir görünüm sergileyen bu mânilerde; başta aşk ve sevda, sevgi ve muhabbet, ayrılık ve gurbet, özleyiş ve hasret ve fedakârlık ve sadâkat olmak üzere türlü nice motifler yer almaktadır.
Aşk ve Sevda üzerine
Sevgi ve Muhabbet üzerine
Ayrılık ve Gurbet üzerine
Özleyiş ve Hasret üzerine
Fedakârlık ve Sadâkat üzerine
Göç olgusu da bura halkı tarafından yaşanan ve yürek yakan bir gerçek olarak mânilerde yerini almıştır.
Sıkça kullanılan bir diğer motif de, dua ve bedduadır. Dualar, arzuların gerçekleşmesi içindir. Beddualar ise; umutlar ve bekleyişler boşa çıktığı zaman, derdi ve kederi hafifletmek içindir.
Dua
Beddua
Yer yer; tasavvufa dair izler de görülmektedir. Mânilerde yer alan; sular gibi durulma, aşk ateşinden yanıp kül olma, yanıp dermanı yine yanmakta bulma ve bu hale bile bile tâlip olma, bu halden zevk alıp hoşnut olma gibi ifadeler kendini gösteren başlıca tasavvufî motiflerdir.
Çok sınırlı olmakla birlikte; kimi destan ve halk hikaye kahramanlarına da yer verilmiştir.
Ayrıca; Hıdrellez ve Martifal geleneğinden de söz edilmiştir.
Makedonya Türkleri’nce söylenen mâniler, şekil ve öz bakımından, bu türün Anadolu’daki örnekleriyle büyük ölçüde benzerlikler göstermektedir. Benzer olan örneklerde, söyleyişte bazı farklılıklar olsa bile, anlatılmak istenen duygu veya düşünce hemen hemen aynıdır. Bunun yanısıra; söyleyişteki farklılıkları çok az olan ya da söyleyişi tamamen aynı olan örnekler de bulunmaktadır.
Makedonya Türkleri arasında mâni söyleme geleneği günümüzde de devam etmektedir. Genelde mecaza kaçan ve üstü kapalı ifadelerin ağır bastığı eski örneklerden farklı olarak, yeni örneklerde, zaman zaman daha yalın ve daha somut bir anlatım tercih edilmektedir.
Zaman zaman kimi şair ve yazarlar tarafından da mâni biçiminde eğitim amaçlı şiirler yazılıp yayınlanmaktadır.
KAYNAKÇA
*Hafız, N. (1989). Makedonya Türk Halk Edebiyatı Metinleri. İstanbul: Anadolu Sanat Yayınları.
*Hasan, H. (2007). Makedonya Türklerince Söylenen Mâniler. Ankara: AKDTYK Atatürk Kültür Merkezi Yayınları.
*Yardımcı, M. (Ocak 2005). Batı Trakya Türkleri Halk Edebiyatı ve Türk Dünyası Folkloruna Mukayeseli Bir Bakış. 1. Uluslararası Batı Trakya Türkleri Araştırmaları Kongresi [Bildiri], Münih.
Mâniler, Türk Halk Edebiyatı’nın en eski ve en yaygın türlerinden biridir. Genellikle; hecenin yedili vezniyle ve aaba kafiye düzeninde, dörtlükler halinde söylenir. Anlatılmak istenen duygu ya da düşünce daha çok son iki dizede verilir. İçerik bakımından hayli zengindir.
Makedonya Türkleri’nce söylenen mâniler, vezin ve kafiye yönünden çeşitlilik göstermekle birlikte, en çok yedili hece vezni ve aaba kafiye düzeni ile söylenmiştir.
(7 hece) (a) Ormanlarda kestane
(7 hece) (a) Dükiliy tane tane
(7 hece) (b) Eller ne deyse desin
(7 hece) (a) Benim yârim birtane (Üsküp)
dükilmek: dökülmek
Hece sayısının azaldığı ve/veya arttığı örnekler de vardır.
(7 hece) Aglarım yaşlar gider
(6 hece) Dursam yoldaş gider
(7 hece) Vazgeçmem nazli yârdan
(6 hece) Bilsem başım gider (Visoko Malo Köyü / Ustrumiça)
(7 hece) Dağlara çikayim ben
(7 hece) Yollara bakayim ben
(11 hece) Bir gün hasretine dayanamadım
(10 hece) Aylara nice dayanayim ben (Ohri)
(6 hece) Bahçede çiçeksın
(8 hece) Sen benı öldüreceksın
(7 hece) Gece gündüz beklerim
(9 hece) Diver ne zaman geleceksın (Buçim Köyü / Radoviş)
divermek: deyivermek
Kafiye düzeninde de değişiklikler görülmektedir.
(a) Penbe entarim var
(b) Yıkaym buruşmay
(a) Yârimin resimi var
(b) Bakaym konuşmay (Üsküp)
(a) Kara üzüm salkımda
(a) Yârım burda saklama
(b) Ya çikarın yârımi
(b) Ya aldırıyorum aklımi (Köprülü)
(a) Ey gülüm ala beni
(b) Saçımı ba’la benim
(c) Alk içinde gül süle
(a) Kenarda avla beni (Konçe Köyü / Radoviş)
alk: halk; ba’lamak: bağlamak; sülemek: söylemek
(a) Bizim evin önünde
(b) Küçük limon ağacı
(c) Doktorlarda bulunmaz
(b) Kara sevda ilacı (Başıboz Köyü / Valandovo)
(a) Ağaçta ayva sallanır
(a) Yere düşer ballanır
(a) Şindi moda çikmiştır
(a) Kız oğlani yalvarır (Ohri)
şindi: şimdi
Bunların dışında; aaab, abbb, aabc, abbc ve abcc kafiye düzenlerinde de örnekler bulunmaktadır.
Mısra sayısı bakımından, Makedonya’da söylenen mânilerin hemen hemen tamamı dörtlüklerden oluşmuştur. Bu kuralın dışında kalan örneklerin sayısı oldukça azdır.
Üçlük
Daglarda kara üzüm
Seukmi dizim dizim
Yâr geçmiş gürmemişim (Kalkandelen)
gürmek: görmek; seukım: salkım
Beşlik
Baş üstümi yıkadım
Yıkadım buruşmiyor, oy
Yârimin resmi bende
Gülüyor konuşmiyor, oy
Oy filiz, ayrılık günlerimiz, oy (Durlombosu Köyü / Ustrumiça)
Makedonya Türkleri tarafından söylenen mânilerde işlenen motifler çok çeşitlidir. Genelde lirik bir görünüm sergileyen bu mânilerde; başta aşk ve sevda, sevgi ve muhabbet, ayrılık ve gurbet, özleyiş ve hasret ve fedakârlık ve sadâkat olmak üzere türlü nice motifler yer almaktadır.
Aşk ve Sevda üzerine
Aşkımın karasının
Hasretin arasının
Çaresi bulunmadi
Şu gönül yarasının (Gostivar)
İstambol asmasiyim
Türkiya basmasiyim
Doktor astasi deil
Sevdalık astasiyim (Buçim Köyü / Radoviş)
asta: hasta; deil: değil; İstambol: İstanbul; Türkiya: Türkiye
Sevgi ve Muhabbet üzerine
Kışın bülbül üteymi
Çölde iç gül biteymi
Candan sevmek lazımdir
Sevdim demek yeteymi (Üsküp)
iç: hiç
Karanfil ek biber ek
Biber havanda gerek
Ne yapam kuri dili
Muhabet candan gerek (Kalkandelen)
kuri: kuru; muhabet: muhabbet
Ayrılık ve Gurbet üzerine
Altin tas altin tarak
Varamam yolum irak
Evel bir köyde idik
Şimdi yıldızdan irak (Üsküp)
evel: evvel; irak: ırak
Beyaz dut şeker şerbet
Yâr yolun oldi gurbet
Ayri düşen yârindan
Aglar ah çeker elbet (Kalkandelen)
Özleyiş ve Hasret üzerine
İki siya elmaz
Sanki senin güzlerin
Bir gün seni gürmesem
Ne kadar çok üzlerim (Kalkandelen)
elmaz: elmas; gürmek: görmek; güz: göz; siya: siyah; üzlemek: özlemek
Mektüp üstüne pullar
Sevgilim mektüp yollar
Dova edin komşular
Kauşsun asret kullar (Köprülü)
asret: hasret; dova: dua; kauşmak: kavuşmak
Fedakârlık ve Sadâkat üzerine
Tespihimde mercanım
Neren ağrıyor canım
Canımda bir canım var
Yâr uğruna harcarım (Üsküp)
Ev ardında degırmen
Nere gitsam eglenmem
Sana günül vermişım
Başkasına gidemem (Vrapçişte)
günül: gönül
Göç olgusu da bura halkı tarafından yaşanan ve yürek yakan bir gerçek olarak mânilerde yerini almıştır.
Otpus alıp giderler
Kima kalır bu yerler
Açıldi Stambol yoli
Ayrıldi can cigerler (Aşağı Banisa Köyü / Gostivar)
kim(a): kim(e); otpus: otobüs; Stambol: İstanbul
Sular içilmez oldu
Dağlar geçilmez oldu
Gurbetten dönenler
Artık seçilmez oldu (Üsküp)
Sıkça kullanılan bir diğer motif de, dua ve bedduadır. Dualar, arzuların gerçekleşmesi içindir. Beddualar ise; umutlar ve bekleyişler boşa çıktığı zaman, derdi ve kederi hafifletmek içindir.
Dua
Şişem dolu miskiyle
Seni sevdım aşkiyle
Allah seni bana bağışlasın
Cennetteki küşkiyle (Üsküp)
küşk: köşk
Ev ardına zerdali
Yere düşti bir dali
Ya Muhamed ya Ali
Kauştur iki yâri (Köprülü)
kauşturmak: kavuşturmak; Muhamed: Muhammed
Beddua
Ey furtuna furtuna
Al paltoni sırtına
Eger beni almasen
Bekarlıktan kurtulma (İlovaça Köyü / Ustrumiça)
eger: eğer; furtuna: fırtına
O kapi kara kapi
Elınde hancar sapi
Beni yârdan ayıran
Dilensın kapi kapi (Gostivar)
Yer yer; tasavvufa dair izler de görülmektedir. Mânilerde yer alan; sular gibi durulma, aşk ateşinden yanıp kül olma, yanıp dermanı yine yanmakta bulma ve bu hale bile bile tâlip olma, bu halden zevk alıp hoşnut olma gibi ifadeler kendini gösteren başlıca tasavvufî motiflerdir.
Bir güzele vuruldum
Sular gibi duruldum
Bu hasretlik çok fena
Artık bittim yoroldum (Visoko Malo Köyü / Ustrumiça)
yorolmak: yorulmak
Bir goncaydım gül oldum
Bir güle bülbül oldum
Yandım aşk ateşine
Peyvaneydim kül oldum (Toplitsa Köyü / Radoviş)
peyvane: pervane
Dağda olur mu harman
Aşka olur mu ferman
Aşktan yandım kül oldum
Külde bulurum derman (Üsküp)
İndım çiçek ekmeğe
Lale sümbül dikmeğe
Benim gönlüm hoş geldi
Sana hasret çekmeğe (Gostivar)
Çok sınırlı olmakla birlikte; kimi destan ve halk hikaye kahramanlarına da yer verilmiştir.
Zaloğlu Rüstem (Şehnâme; Firdevsi)
İkide birde denersın
Merdivene binersın
Zaglogli Rüstem olsam
Gene beni yenersın (Üsküp)
Leyla ile Mecnun (Arap Halk Hikâyesi)
Suya hasret toprak gibi
Yere düşen yaprak gibi
Ben de yanmışım sevgilim
Mecnun’un Leyla’sı gibi (Üsküp)
Ayrıca; Hıdrellez ve Martifal geleneğinden de söz edilmiştir.
Allı yazma başında
Tam on sekiz yaşında
Mürada ereceğiz
Hıdrellezin başında (Üsküp)
Martufalım tufalım
Kime düşer bu falım
Bahtile dövletile
Ya çikalım bakalım (Ohri)
Makedonya Türkleri’nce söylenen mâniler, şekil ve öz bakımından, bu türün Anadolu’daki örnekleriyle büyük ölçüde benzerlikler göstermektedir. Benzer olan örneklerde, söyleyişte bazı farklılıklar olsa bile, anlatılmak istenen duygu veya düşünce hemen hemen aynıdır. Bunun yanısıra; söyleyişteki farklılıkları çok az olan ya da söyleyişi tamamen aynı olan örnekler de bulunmaktadır.
Alçacik duvar üsti
Mendilim suya düşti
İyildım mendili alim
Al yanak ele düşti (Vasilevo Köyü / Radoviş)
al(mak/im): al(mak/ayım); iyıl(mak/dım): eğil(mek/dim)
Alçacik duvar üsti
Mendilim suya düşti
Eğildim alam diye
Anam aklıma düşti (Anadolu)
Kahve piştigi yerde
Telve daştıgi yerde
Güzel çirkin bakılmaz
Gönül düştügi yerde (Ohri)
daşmak: taşmak
Kahve piştiği yerde
Pişip taştığı yerde
Güzel çirkin aranmaz
Gönül düştüğü yerde (Anadolu)
Altın burmam var benim
Kollarıma dar benim
Şükür olsun Mevla’ya
Aslan yârim var benim (Üsküp - Anadolu)
Makedonya Türkleri arasında mâni söyleme geleneği günümüzde de devam etmektedir. Genelde mecaza kaçan ve üstü kapalı ifadelerin ağır bastığı eski örneklerden farklı olarak, yeni örneklerde, zaman zaman daha yalın ve daha somut bir anlatım tercih edilmektedir.
Limonsun portokalsın
Sözüm burada kalsın
Tito’dan emir geldi
Herkes yârıni alsın (Gostivar)
(Jozip Broz) Tito (1892-1980): Yugoslav devlet ve siyaset adamı
Karanfil verdım sana
Kanın kaynasın bana
Hülya gibi güzel kız
Doğurmaz her bir ana (Kalkandelen)
Hülya (Avşar): Türk sinema ve ses sanatçısı
Zaman zaman kimi şair ve yazarlar tarafından da mâni biçiminde eğitim amaçlı şiirler yazılıp yayınlanmaktadır.
Arpa buğday geç olur
Mayıslar güleç olur
Okulda zayıf isen
Çalışmak ilaç olur (İlhami Emin / Mânili Şiirler - Sevinç Dergisi, Yıl 1971, Sayı 10, s. 19)
KAYNAKÇA
*Hafız, N. (1989). Makedonya Türk Halk Edebiyatı Metinleri. İstanbul: Anadolu Sanat Yayınları.
*Hasan, H. (2007). Makedonya Türklerince Söylenen Mâniler. Ankara: AKDTYK Atatürk Kültür Merkezi Yayınları.
*Yardımcı, M. (Ocak 2005). Batı Trakya Türkleri Halk Edebiyatı ve Türk Dünyası Folkloruna Mukayeseli Bir Bakış. 1. Uluslararası Batı Trakya Türkleri Araştırmaları Kongresi [Bildiri], Münih.
Makedonya Türkleri Anonim Sözlü Halk Edebiyatı -BİLMECELER
Özgür Medya'nın yazarı Fatmagül'un araştırması.
Bilmeceler, Sözlü Halk Edebiyatı’nın en eski türlerinden biridir. Atasözleri gibi, bilmeceler de, temelinde benzetme sanatına dayanır. Arı ve öz bir dille kurulmuşlardır. Sabit bir şekilleri yoktur, zaman ve mekan içinde söyleyiciden söyleyiciye değişiklik gösterebilirler.
Makedonya Türkleri’nce söylenen bilmeceler, şekil bakımından diğer Türk dünyası bilmecelerinden farklı değildir, düz yazı (tek dize) veya şiir biçimindedir.
Düz yazı biçiminde olan örnekler genellikle bir cümledir.
Bu cümlelerin bir kısmı; iç kafiyeler, aliterasyonlar, tekrarlar gibi ritmik ve şiirsel öğeler içerir.
Şiir biçiminde olan bilmecelerin yarıdan fazlası iki dizelidir. Bunların içinde kafiyesiz (ab) olanları da vardır, ama çoğu aralarında kafiyelidir (aa).
Bir kısmında, mısra sonlarındaki kafiyelerin yanısıra, bir de mısra ortalarında görülen iç kafiyeler bulunur.
Üç mısralı bilmeceler kafiye düzeni bakımından birbirinden farklılık gösterir. Mısralar kendi aralarında kafiyeli (aaa) olabildikleri gibi, içlerinden biri serbest (abb)-(aab)-(aba) ya da herbiri serbest (abc) de olabilir.
Dört mısralı bilmeceler arasında; kafiye düzeni mâni biçiminde (aaba), mesnevî şeklinde (aabb), koşmanın ilk dörtlüğü gibi (abab) olanların yanısıra kendi aralarında kafiyeli (aaaa) olanlar ve herbiri serbest (abcd) olanlar ile ikişer mısraları serbest (aabc)-(abac)-(abcb)-(abcc) olanlar ve ilk veya son mısrası serbest (abbb)-(aaab) olanlar da vardır.
Mısra sayısı dörtten fazla olan bilmeceler de bulunmaktadır.
Beşlik
Altılık
Makedonya Türkleri tarafından söylenen bilmeceler, üslûp yapısı bakımından da diğer Türk dünyası bilmeceleriyle birdir. Buna göre; bilmeceler üç grup halinde sınıflandırılabilir: kalıplaşmış söz içerenler, anlamsız veya taklidî söz içerenler, kelime oyunları içerenler.
Bilmecelerde kullanılan başlıca kalıplaşmış sözler; bir bilmece, bilmece bildirmece, dağdan gelir, karşıdan baktım, (benim) bir ... var, içi ... dışı ..., altı ... üstü ..., o yanı ... bu yanı’dır. Bunlar çoğunlukla başlangıçta yer alır.
Bunların dışında, bilmece sonlarında kullanılan kalıplaşmış sözler de vardır. Bunlar; bu nedir, bunu bil, bunu bilmeyen ..., bunu bilmeyene ... gibidir.
Anlamsız ve taklidî sözler de yine ekseriyetle bilmece başlarında veya sonlarında bulunur.
Kelime oyunları içeren bilmeceler seyrek rastlanan bilmecelerdir.
İçerik bakımından, Makedonya’da söylenen bilmecelerin yarıya yakınını insanlar tarafından kullanılan araçlarla ilgili olanlar oluşturmaktadır. Bunların içinde, saat en çok görülen kavramdır. Ondan sonra; sırayı ayna, kibrit, soba, tren, değirmen, sabun, vapur, mezar, kalem, lamba, baca, kova, radyo, kitap, mektup, yazı, kağıt, mum, nalın, pide, zincir ve diğerleri alır.
Sayı çokluğu bakımından, ikinci sırada bitki ve bitki ürünleriyle ilgili bilmeceler gelir. Bu bölümdeki bilmecelerde, en sık rastlanan bitki kestanedir. Sonra; ceviz, kiraz, süpürge, karpuz, nar, soğan, çilek, üzüm, incir, mısır, pırasa, ağaç, kabak ve diğerlerinin adı geçer.
Tabiat ve tabiat olayları ile ilgili bilmecelerin de sayısı az değildir. Bu alandaki örnekler arasında, kar en çok görülen kavramdır. Ondan sonra; yıldız, güneş, ateş, ay, gölge, su, yıldırım, buz, bulut, duman, ırmak, yel ve diğerleri yer alır.
Yine, çokça olan bir grup hayvan ve hayvan ürünleriyle ilgili olan bilmecelerdir. Burada da, en fazla adı geçen kavram yumurtadır. Sırayı; karınca, tavşan, balık, horoz, yılan, arı, ayı, fare, pire, salyangoz, keçi, kirpi ve diğerleri izler.
Bilmecelerin arasında, insan ve insan organlarıyla ilgili olanların sayısı oldukça azdır. Bunlar da; en çok diş, göz, dil, insan, kulak ve baş ile ilgilidir.
Toplumsal, manevî ve dinî hayat ile ilgili bilmecelerin de sayısı çok fazla değildir. Bunların içinde; en çok tekrarlanan kavramlar uyku, isim, düş, dayak, oruç ve şeytandır.
Bilmeceler arasında, iki veya ikiden fazla (çok) cevaplı olanlar ile birden fazla çözümü olanlar da vardır.
Makedonya Türkleri’nce söylenen bilmecelerin içinde, yaygınlık ve eskilik derecesi bakımından önem taşıyan örnekler de bulunmaktadır. Bunların arasında, İslamiyet’ten önceki Türk inançlarının izlerini taşıyanlar ve kökü eski Yunan mitolojisine dek uzananlar vardır.
Makedonya Türkleri arasında bilmece kurma geleneği, eski canlılığını bütünüyle koruyamamış olmakla birlikte, hala etkinliğini yitirmemiştir. Zamanın getirdiği bir takım yeni kavramlar bilmecelerde de görülebilmektedir.
Bunların yanısıra; halk edebiyatı ile yazılı edebiyatın karşılıklı etkileşmesiyle meydana gelmiş bir bilmece çeşidi olarak soru bilmeceleri vardır. Bu tür bilmeceler zaman içerisindeki süregenliği ve değişimi göstermesi bakımından önem taşır.
Ayrıca; son zamanlarda bazı şair ve yazarlar tarafından yazılıp yayınlanan bilmeceli şiir çeşidi de bulunmaktadır. Geleneksel Türk bilmecelerinden farklı olarak, bu tür örneklerde, bilmecenin cevapları şiirin başına alınıp devamında bilmece konusu olan varlıkların şekil ve diğer özelliklerinin tasviri yapılmaktadır.
KAYNAKÇA
*Hafız, N. (1989). Makedonya Türk Halk Edebiyatı Metinleri. İstanbul: Anadolu Sanat Yayınları.
*Hasan, H. (2005). Makedonya Türklerince Söylenen Bilmeceler ve Tekerlemeler. Ankara: AKDTYK Atatürk Kültür Merkezi Yayınları.
*Yardımcı, M. (Ocak 2005). Batı Trakya Türkleri Halk Edebiyatı ve Türk Dünyası Folkloruna Mukayeseli Bir Bakış. 1. Uluslararası Batı Trakya Türkleri Araştırmaları Kongresi [Bildiri], Münih.
Bilmeceler, Sözlü Halk Edebiyatı’nın en eski türlerinden biridir. Atasözleri gibi, bilmeceler de, temelinde benzetme sanatına dayanır. Arı ve öz bir dille kurulmuşlardır. Sabit bir şekilleri yoktur, zaman ve mekan içinde söyleyiciden söyleyiciye değişiklik gösterebilirler.
Makedonya Türkleri’nce söylenen bilmeceler, şekil bakımından diğer Türk dünyası bilmecelerinden farklı değildir, düz yazı (tek dize) veya şiir biçimindedir.
Düz yazı biçiminde olan örnekler genellikle bir cümledir.
*Altın tepsi (Güneş) (Gostivar)
*Yer altında kınali çivi (Havuç) (Doyran)
*Deniz üstünde yufka açar (Dalga) (Vrapçişte)
Bu cümlelerin bir kısmı; iç kafiyeler, aliterasyonlar, tekrarlar gibi ritmik ve şiirsel öğeler içerir.
*İki sapsız kaşık, başa yapışık (Kulaklar) (Kalkandelen)
*Baldan tatlı, baltadan ağır (Uyku) (Konçe Köyü / Radoviş)
*Küpe değil, küpe gibi (Kiraz) (Konçe Köyü / Radoviş)
Şiir biçiminde olan bilmecelerin yarıdan fazlası iki dizelidir. Bunların içinde kafiyesiz (ab) olanları da vardır, ama çoğu aralarında kafiyelidir (aa).
(a) Doksan dokuz cemaat
(b) İki müezzin, bir imam (Tespih) (Vrapçişte)
(a) Dil süler saklanır
(a) Sırt belaya katlanır (Dayak) (Aşağı Banisa Köyü / Gostivar)
sülemek: söylemek
Bir kısmında, mısra sonlarındaki kafiyelerin yanısıra, bir de mısra ortalarında görülen iç kafiyeler bulunur.
(a) Beyazdır, süt dildır
(a) Küçüklidır, toz dildır (Kar) (Vrapçişte)
dil: değil
(a) Ben bağırırım, o dinler
(a) Ben susarım, o söyler (Ses Yankısı) (Üsküp)
Üç mısralı bilmeceler kafiye düzeni bakımından birbirinden farklılık gösterir. Mısralar kendi aralarında kafiyeli (aaa) olabildikleri gibi, içlerinden biri serbest (abb)-(aab)-(aba) ya da herbiri serbest (abc) de olabilir.
(a) Yedi aga kardaştırler
(a) Geçerler birer birer
(a) Sayisi pazarda biter (Haftanın Günleri) (Vrapçişte)
(a) Bir yorganım var
(a) Her yeri sarar
(b) Yalnız denizleri saramaz (Kar) (Ohri)
(a) Ektim beyaz
(b) Bitti yeşil
(c) Sora oldi kırmızi meşin (Biber) (Vrapçişte)
sora: sonra
Dört mısralı bilmeceler arasında; kafiye düzeni mâni biçiminde (aaba), mesnevî şeklinde (aabb), koşmanın ilk dörtlüğü gibi (abab) olanların yanısıra kendi aralarında kafiyeli (aaaa) olanlar ve herbiri serbest (abcd) olanlar ile ikişer mısraları serbest (aabc)-(abac)-(abcb)-(abcc) olanlar ve ilk veya son mısrası serbest (abbb)-(aaab) olanlar da vardır.
(a) Ele alıp tutulmaz
(a) Dükânlarda satılmaz
(b) Kimisınde pek fazla
(a) Kimisınde bulunmaz (Akıl) (Ohri)
dükân: dükkân
(a) Uzun uzun, zurnaya benzer
(a) Sıra sıra, turnaya benzer
(a) Tel tel, kadayıfa benzer
(a) Kat kat, yufkaya benzer (Mısır) (Konçe Köyü / Radoviş)
(a) Hepiniz bilirsiniz
(b) Bu küçücük bir oda
(c) Fakat vardır içinde
(b) Tatlı güzel bir gıda (Fındık) (Üsküp)
(a) Kırmızidır nar gibi
(b) Yenılmez, ele alınmaz
(b) O kimseye darılmaz
(b) Sal suyle dost olmaz (Ateş) (Gostivar)
sal: sadece
Mısra sayısı dörtten fazla olan bilmeceler de bulunmaktadır.
Beşlik
Çarşıdan alınmaz
Mendile konulmaz
Yenmez, içilmez
Bunun değeri
İnanın biçilmez (Uyku) (Kalkandelen)
Altılık
Bilmece bildirmece
Duvarda gündüz gece
Çabuk yapar bakınca
Çabuk bozar kaçınca
Hatta gülsen ona sen
O da güler cevaben (Ayna) (Üsküp)
Makedonya Türkleri tarafından söylenen bilmeceler, üslûp yapısı bakımından da diğer Türk dünyası bilmeceleriyle birdir. Buna göre; bilmeceler üç grup halinde sınıflandırılabilir: kalıplaşmış söz içerenler, anlamsız veya taklidî söz içerenler, kelime oyunları içerenler.
Bilmecelerde kullanılan başlıca kalıplaşmış sözler; bir bilmece, bilmece bildirmece, dağdan gelir, karşıdan baktım, (benim) bir ... var, içi ... dışı ..., altı ... üstü ..., o yanı ... bu yanı’dır. Bunlar çoğunlukla başlangıçta yer alır.
Bir bilmece
Boynunu eymece (Menekşe) (Bahçebosu Köyü / Valandovo)
eymece: eğmece
Dağdan gelir, taştan gelir
Şarkı söyler, çimenden gelir (Su) (Gostivar)
Benim bir kızım var
Kat kat çeyizi var (Lahana) (Konçe Köyü / Radoviş)
İçi taş, dışı taş
Ha dolaş, ha dolaş (Minare) (Üsküp)
Bunların dışında, bilmece sonlarında kullanılan kalıplaşmış sözler de vardır. Bunlar; bu nedir, bunu bil, bunu bilmeyen ..., bunu bilmeyene ... gibidir.
Kendi odundan
Kalbi kara taş
Söyle bakalım
Bu ne(dir) arkadaş (Kalem) (Üsküp)
Üç ayakle fil, haddın var ise bil (Sacayağı) (Aşağı Banisa Köyü / Gostivar)
Yedi delikli tokmak
Bunu bilmeyen ahmak (Baş) (Doyran)
Ak kutu kapağı
İçi dolu yapağı
Yapağı değil ipek
Bunu bilmeyene kötek (İpek Kozası) (Konçe Köyü / Radoviş)
Anlamsız ve taklidî sözler de yine ekseriyetle bilmece başlarında veya sonlarında bulunur.
Alaca balaca, çıkar ağaca (Fasülye) (Kalkandelen)
Takır takır takraba
İçinde var akraba (Beşik) (üsküp)
İnerken güler, tangır tangır
Çıkarken ağlar, şapır şapır (Kuyu Kovası) (Aşağı Banisa Köyü / Gostivar)
Kelime oyunları içeren bilmeceler seyrek rastlanan bilmecelerdir.
Bizde bize biz derler
Sizde bize ne derler (Biz) (Aşağı Banisa Köyü / Gostivar)
İçerik bakımından, Makedonya’da söylenen bilmecelerin yarıya yakınını insanlar tarafından kullanılan araçlarla ilgili olanlar oluşturmaktadır. Bunların içinde, saat en çok görülen kavramdır. Ondan sonra; sırayı ayna, kibrit, soba, tren, değirmen, sabun, vapur, mezar, kalem, lamba, baca, kova, radyo, kitap, mektup, yazı, kağıt, mum, nalın, pide, zincir ve diğerleri alır.
Bir bülbülüm var
Ni yer, ni içer
Durmadan üter (Saat) (Aşağı Banisa Köyü / Gostivar)
ni: ne; ütmek: ötmek
Kürdan gibi inceyim
Başımda var kızıl fes
Cigarayı kullanan
Sever beni herkes (Kibrit) (Üsküp)
Dört köşedir, beş değil
Sudan başı hoş değil (Sabun) (Valandovo)
Ak tarla, siyah tohum
El eker, göz biçer (Yazı) (Kalkandelen)
Bir vururum, bin dökülür (Elek) (Kalkandelen)
Sayı çokluğu bakımından, ikinci sırada bitki ve bitki ürünleriyle ilgili bilmeceler gelir. Bu bölümdeki bilmecelerde, en sık rastlanan bitki kestanedir. Sonra; ceviz, kiraz, süpürge, karpuz, nar, soğan, çilek, üzüm, incir, mısır, pırasa, ağaç, kabak ve diğerlerinin adı geçer.
Tencere kaynar
Kara kız oynar (Kestane) (Vrapçişte)
Yeşil paltolu
Kırmızı entarili
Kara düğmeli (Karpuz) (Konçe Köyü / Radoviş)
İçi beyaz, peynir dil
Dışı kara, kömür dil
Başı yeşil, emir dil
Kuyruğu var, fare dil (Kara Turp) (Konçe Köyü / Radoviş)
dil: değil
Su yüzünde sarı atlas (Zeytinyağı) (Üsküp)
Karşıdan baktım hiç yok
Yanına vardım pek çok (Kır Çiçeği) (Üsküp)
Tabiat ve tabiat olayları ile ilgili bilmecelerin de sayısı az değildir. Bu alandaki örnekler arasında, kar en çok görülen kavramdır. Ondan sonra; yıldız, güneş, ateş, ay, gölge, su, yıldırım, buz, bulut, duman, ırmak, yel ve diğerleri yer alır.
Şeykere benzer, tatlı olmaz
Yere düşer, yağmur olmaz (Kar) (Vrapçişte)
şeyker: şeker
Dam üstünde darı saçtım
Sayamadım eve kaçtım (Yıldızlar) (Konçe Köyü / Radoviş)
Camdan attım kırılmadi
Suya attım yaşlanmadi
Pazara çikardım satılmadi
Ateşe attım yanmadi (Gölge) (Aşağı Banisa Köyü / Gostivar)
Gökte gördüm köprü
Rengi yedi türlü (Gökkuşağı) (Üsküp)
Ben dururum, o gider (Ses) (Vrapçişte)
Yine, çokça olan bir grup hayvan ve hayvan ürünleriyle ilgili olan bilmecelerdir. Burada da, en fazla adı geçen kavram yumurtadır. Sırayı; karınca, tavşan, balık, horoz, yılan, arı, ayı, fare, pire, salyangoz, keçi, kirpi ve diğerleri izler.
Alti kaya
Üsti kaya
İçinde var
Sari maya (Yumurta) (Topolniça Köyü / Radoviş)
Yer altında kum kaynar (Karınca) (Vrapçişte)
Erken kakar, güneş değil
Uyandırır, saat değil
Sesi uzun, kendi kısa
Kuyruğu orak, başı tarak (Horoz) (Doyran)
kakmak: kalkmak
Alti çeşme içilır
Üsti çayir biçılır (Koyun) (Vrapçişte)
Karanlıkta kar uyuşur (Yoğurt) (Vrapçişte)
Bilmecelerin arasında, insan ve insan organlarıyla ilgili olanların sayısı oldukça azdır. Bunlar da; en çok diş, göz, dil, insan, kulak ve baş ile ilgilidir.
Tenceremi kapakladım
Dört yanımı saçakladım (Dişler) (Üsküp)
İki kardeş birbirini göremez (Gözler) (Aşağı Banisa Köyü / Gostivar)
Ettendir o, rengi aldır
Bazan pelin, bazan baldır
Avuca hem ele sığmaz
Yerinde o ebedi durmaz (Dil) (Kalkandelen)
Bir kabakta
Yedi delik var
Hiçbiri birbirine benzemez (Baş) (Kalkandelen)
Ben giderim, o gider
Yanımda tık tık eder (Kalp) (Üsküp)
Toplumsal, manevî ve dinî hayat ile ilgili bilmecelerin de sayısı çok fazla değildir. Bunların içinde; en çok tekrarlanan kavramlar uyku, isim, düş, dayak, oruç ve şeytandır.
Yanında taşırsın
Güzlen gürülmez (İsim) (Vrapçişte)
güz: göz
Kırk kapının kilidi
Gece gelen kim idi (Rüya) (Konçe Köyü / Radoviş)
Yağmur yağar, kar dizde
Salata iki yapraklı iken
Kaun karpuz var bizde (Yalan) (Vrapçişte)
kaun: kavun
Odur bir saz
Öğren de çivide as (Zanat) (Konçe Köyü / Radoviş)
Çeşmeler, çeşmeler
İçinde keklik meler
Yedi açar, beş güller (Cennet) (Vrapçişte)
Bilmeceler arasında, iki veya ikiden fazla (çok) cevaplı olanlar ile birden fazla çözümü olanlar da vardır.
Sarı öküzüm yattı kalkmaz
Gök öküzüm gitti gelmez (Ateş ile Duman) (Konçe Köyü / Radoviş)
Bir ağacım var
On iki dalı var
Her dalında
Dört yaprak var
Her yaprakta
Yedi damar var
Damarların yarısı ak
Yarısı kara (Yıl, Mevsim, Hafta, Gün ve Gece) (Üsküp)
Uzun urgan gibi
Geniş yorgan gibi (Yol veya Dere) (Novak Köyü / Debre)
Makedonya Türkleri’nce söylenen bilmecelerin içinde, yaygınlık ve eskilik derecesi bakımından önem taşıyan örnekler de bulunmaktadır. Bunların arasında, İslamiyet’ten önceki Türk inançlarının izlerini taşıyanlar ve kökü eski Yunan mitolojisine dek uzananlar vardır.
*Yerde ölüm
Suda sülüm (Balık) (Sevinç Dergisi)
*Suda süliman (Balık) (Birlik Gazetesi) (Balık: Şamanist kültürde Su Tanrısı sembolü)
O nedir ki seher dörd
Kün orta iki
Akşam ise üç ayaklıdır (İnsan - Çocukluk, Gençlik, İhtiyarlık) (Sfenks Efsanesi, Yunan Mitolojisi)
*Sabahle dört ayakle
Ülede iki ayakle
Akşam üç ayakle (İnsan) (Aşağı Banisa Köyü / Gostivar)
*Sabalay kalkar dört ayakla
Ülede iki ayakla
Auşamlayın üç ayakla (İnsan) (Radoviş)
auşam(layın): akşam(leyin); sabah(le)/saba(lay): sabah(leyin); üle(de): öğle(de)
Makedonya Türkleri arasında bilmece kurma geleneği, eski canlılığını bütünüyle koruyamamış olmakla birlikte, hala etkinliğini yitirmemiştir. Zamanın getirdiği bir takım yeni kavramlar bilmecelerde de görülebilmektedir.
Bir ağacı oymuşlar
İçine dünya koymuşlar (Radyo) (Bahçebosu Köyü / Valandovo)
Konuşurken burada
Sesi gider uzağa (Telefon) (Doyran)
Kara koyun meler gider
Dağı taşı deler gider (Tren) (Doyran)
Bunların yanısıra; halk edebiyatı ile yazılı edebiyatın karşılıklı etkileşmesiyle meydana gelmiş bir bilmece çeşidi olarak soru bilmeceleri vardır. Bu tür bilmeceler zaman içerisindeki süregenliği ve değişimi göstermesi bakımından önem taşır.
*Hangi top yerde zıplamaz? (Kartopu) (Sevinç Dergisi)
*Hangi bebeği kucağımıza alamayız? (Göz Bebeği) (Sevinç Dergisi)
*Kuşluk yer, ama akşamlık yiyemez. (Yalancı) (Sevinç Dergisi)
*Siyah civcive ne denir? (Zenciv) (Sevinç Dergisi)
*Olmamış si sesine ne denir? (Hamsi) (Sevinç Dergisi)
Ayrıca; son zamanlarda bazı şair ve yazarlar tarafından yazılıp yayınlanan bilmeceli şiir çeşidi de bulunmaktadır. Geleneksel Türk bilmecelerinden farklı olarak, bu tür örneklerde, bilmecenin cevapları şiirin başına alınıp devamında bilmece konusu olan varlıkların şekil ve diğer özelliklerinin tasviri yapılmaktadır.
Kış Bilmecesi
*Örtüsünü serper o
İlkyaz, yaz, güz geçince
En sonunda çatıp gelir
Herkes der ki; işte o
*Dört mevsimin
En beyazı
Soğukları
Özletir yazı
*Üç harflı
Bir bilmece
Üç harfı da
Tek bir hece
*Beyaz ipek örtüsüne
Küçük ayak basınca
Bir ses gelir derinden
Hış, hış, hış
Bundan basit ne var sanki
Onun adı kış (Avni Engüllü / Dört Mevsim - Tan Yayınları, Priştine 1984, s. 35)
KAYNAKÇA
*Hafız, N. (1989). Makedonya Türk Halk Edebiyatı Metinleri. İstanbul: Anadolu Sanat Yayınları.
*Hasan, H. (2005). Makedonya Türklerince Söylenen Bilmeceler ve Tekerlemeler. Ankara: AKDTYK Atatürk Kültür Merkezi Yayınları.
*Yardımcı, M. (Ocak 2005). Batı Trakya Türkleri Halk Edebiyatı ve Türk Dünyası Folkloruna Mukayeseli Bir Bakış. 1. Uluslararası Batı Trakya Türkleri Araştırmaları Kongresi [Bildiri], Münih.
23 Mayıs 2010 Pazar
Makedonya Türkleri Anonim Sözlü Halk Edebiyatı -TEKERLEMELER
Özgür Medya'nın yazarı Fatmagül'un araştırması.
Tekerlemeler, Sözlü Halk Edebiyatı’nın kısa türlerinden biridir. Kendilerine has ve ortak özelliklerinin başında kelime oyunu oluşları gelir. Bu kelime oyunu; kafiye, aliterasyon ve seciden hareketle elde edilen ahenk ve mana ile ilgilidir. Belirli bir ana konu yoktur. Daha çok, şiir unsurları ön plandadır. Bu bakımdan, tekerlemelerde, art arda sıralı ve birbirini tutmayan hayal ve düşünceler vardır.
Makedonya Türkleri’nce söylenen tekerlemeler, kimi dil farklılıkları dışında, Türkiye’deki tekerlemelerden fazla bir farklılık göstermezler. Belirli şekilleri yoktur, nesir veya nazım biçiminde olabilirler.
Anlatı biçimindeki tekerlemeler genelde nesirle söylenir. Nesirle söylenen tekerlemelerde, şiir dil ve üslûp öğelerinden de bulunabilir.
Nazım parçalarından oluşan tekerlemelerde mısra sayıları, ölçü ve kafiyeler sabit değildir. Farklı örneklerde farklı ölçüler ve kafiyeler görüldüğü gibi, aynı örneklerin içinde de ölçü ve kafiyenin bozulduğu görülebilmektedir.
Nazım biçimi oldukça düzenli olan tekerlemeler de vardır. Bu gibi örneklerde; hecenin yedili vezni ağırlıklı olmakla birlikte, başka ölçülere de rastlanır.
Asıl amacı oyun ve eğlence olan tekerlemeler değişik vesilelerle söylenmektedir. Söyleniş yerlerine ve işlevlerine göre; masal tekerlemeleri, oyun tekerlemeleri, tören tekerlemeleri ve bağımsız söz cambazlığı niteliğindeki tekerlemeler olarak sınıflandırmak mümkündür.
Masal tekerlemeleri; masalın başında, ortasında veya sonunda söylenen tekerlemelerdir. Makedonya’da söylenen masallarda, sadece masal başı ve masal sonu tekerlemelere rastlanılmaktadır.
Sayısı fazla olmamakla birlikte, bağımsız masal görünümünde olan tekerleme örnekleri de vardır.
Sayıca en çok olan tekerlemeler oyun tekerlemeleridir. Bu tekerlemelerin hepsi şiirimsi özelliktedir. Bunlar, kullanıldıkları yerlere göre, sayışmacalar ve başlı başına oyun olan tekerlemeler olmak üzere iki çeşittir.
Sayışmacalar, oyunlarda ebenin kim olacağını belirlemek için hecelerine basa basa okunan tekerlemelerdir.
Başlı başına oyun olan tekerlemelerde ise, tekerlemenin söylenmesi oyunun kendisidir. Belirli bir ezgi ile söylenir.
Kimileri ikili konuşmalar biçimindedir.
Bunların dışında, başlı başına oyun olan tekerlemeler arasında, büyüklerce küçükleri eğlendirmek ve eğitmek amaçlı söylenen örnekler de bulunmaktadır.
Tören tekerlemeleri, tabiî ve dinî olaylar ve öğeler karşısında çeşitli dileklerle söylenir.
Bağımsız söz cambazlığı niteliğindeki tekerlemeler, yanıltmacalar ve edebi tekerlemeler olmak üzere iki çeşittir.
Yanıltmacalar, kendi başına söylenmesi hüner sayılan tekerlemelerdir. Ses yapısı bakımından, söyleyişte güçlükler taşıyan cümleler içerir.
Edebi tekerlemeler ise, büyükler tarafından küçüklerin eğitimi amacıyla söylenir. Dil ve konu bakımından, ötekilere kıyasen, daha düzgün ve amaçlarına uygun biçimdedir.
Bunların yanısıra; bağımsız olarak söylenen tekerlemeler arasında, derviş şâirler ve halk ozanları tarafından söylenenler de vardır. Üsküp Halk ve Üniversite Kütüphanesi’nin bir cöngünde yer alan Derviş Seyyahî’ye ait bir eser bu tip tekerlemelere güzel bir örnektir. Derviş Seyyahî’nin nereli olduğu bilinmemektedir, ancak söz konusu esere Üsküp’te rastlanması onun buralarda söylendiğini göstermesi bakımından önemlidir.
İfade tarzı bakımından benzer bir tekerleme de sözlü gelenekten derlenmiştir.
KAYNAKÇA
*Hafız, N. (1989). Makedonya Türk Halk Edebiyatı Metinleri. İstanbul: Anadolu Sanat Yayınları.
*Hasan, H. (2005). Makedonya Türklerince Söylenen Bilmeceler ve Tekerlemeler. Ankara: AKDTYK Atatürk Kültür Merkezi Yayınları.
*Yardımcı, M. (Kasım 1998). Kıbrıs ve Diğer Türk Ülkelerinde Ortak Ninni ve Tekerlemeler. 2. Uluslararası Kıbrıs Araştırmaları Kongresi [Bildiri], Gazimağusa.
*Yardımcı, M. (Ocak 2005). Batı Trakya Türkleri Halk Edebiyatı ve Türk Dünyası Folkloruna Mukayeseli Bir Bakış. 1. Uluslararası Batı Trakya Türkleri Araştırmaları Kongresi [Bildiri], Münih.
Tekerlemeler, Sözlü Halk Edebiyatı’nın kısa türlerinden biridir. Kendilerine has ve ortak özelliklerinin başında kelime oyunu oluşları gelir. Bu kelime oyunu; kafiye, aliterasyon ve seciden hareketle elde edilen ahenk ve mana ile ilgilidir. Belirli bir ana konu yoktur. Daha çok, şiir unsurları ön plandadır. Bu bakımdan, tekerlemelerde, art arda sıralı ve birbirini tutmayan hayal ve düşünceler vardır.
Makedonya Türkleri’nce söylenen tekerlemeler, kimi dil farklılıkları dışında, Türkiye’deki tekerlemelerden fazla bir farklılık göstermezler. Belirli şekilleri yoktur, nesir veya nazım biçiminde olabilirler.
Anlatı biçimindeki tekerlemeler genelde nesirle söylenir. Nesirle söylenen tekerlemelerde, şiir dil ve üslûp öğelerinden de bulunabilir.
“Yaparler kırk gün kırk geje düğün. Biz da orda düğündeydık. Yedık, iştık, bir sandık houva doldurduk, getırelım size. Gelırken yolda, karga dedi: ‘Krak, krak, krak!’ Biz korse ‘Brag!’ Braktık hem kaçtık.” (Kalkandelen)
bra(g/k)(mak): bırak(mak); geje: gece; houva: helva; iş(mek/tık): iç(mek/tik); korse: sanki, güya
Nazım parçalarından oluşan tekerlemelerde mısra sayıları, ölçü ve kafiyeler sabit değildir. Farklı örneklerde farklı ölçüler ve kafiyeler görüldüğü gibi, aynı örneklerin içinde de ölçü ve kafiyenin bozulduğu görülebilmektedir.
(5 hece) (a) Horoz be mayçin
(7 hece) (b) Niçin sattın evıni
(5 hece) (a) Bir yumurtayçin (Gostivar)
(4 hece) (a) Ali aga
(4 hece) (a) Çikmiş daga
(5 hece) (b) Almiş tüfegi
(7 hece) (b) Vurmiş kara küpegi (Gostivar)
küpe(k/gi): köpe(k/ği)
(8 hece) (a) İpek pabucunu giyme
(5 hece) (a) Çarşıya gitme
(5 hece) (b) Leblebi alma
(6 hece) (a) Kıtır kıtır yeme
(5 hece) (a) Bana da verme (Üsküp)
(5 hece) (a) Dolapta pekmez
(6 hece) (a) Yala yala bitmez
(8 hece) (b) Erol geldi, ne getırdi
(5 hece) (c) Bir kilo şeker
(5 hece) (d) Ayşe’m, Fatime’m
(3 hece) (e) Cumburcuk (Gostivar)
Nazım biçimi oldukça düzenli olan tekerlemeler de vardır. Bu gibi örneklerde; hecenin yedili vezni ağırlıklı olmakla birlikte, başka ölçülere de rastlanır.
(7 hece) (a) Tapşin tapşin elleri
(7 hece) (a) Yorulmasın kollari
(7 hece) (a) İnci gibi dişleri
(7 hece) (a) Sırma gibi kaşlari (Vrapçişte)
tapşin: iki elin birbirine tartıma göre vurulması
(4 hece) (a) Ati ati
(4 hece) (a) Urma dali
(4 hece) (a) Yeme beni
(4 hece) (a) Yerım seni
(4 hece) (a) Atma taşi
(4 hece) (a) Yarma başi (Radoviş)
urma: hurma
Asıl amacı oyun ve eğlence olan tekerlemeler değişik vesilelerle söylenmektedir. Söyleniş yerlerine ve işlevlerine göre; masal tekerlemeleri, oyun tekerlemeleri, tören tekerlemeleri ve bağımsız söz cambazlığı niteliğindeki tekerlemeler olarak sınıflandırmak mümkündür.
Masal tekerlemeleri; masalın başında, ortasında veya sonunda söylenen tekerlemelerdir. Makedonya’da söylenen masallarda, sadece masal başı ve masal sonu tekerlemelere rastlanılmaktadır.
“Ne varimiş ne yokimiş, bir vakıtan bir vakıda varimiş bir ...” (Üsküp)
“Bir varmış, bir yokmuş. Evel zamanlarda pek çokmuş. Vaktiyle ...” (Radoviş)
“Bir varimiş, bir yogimiş. Dünyada sen ve ben yogiken, yeryüzünde otlar bitışırken, o vakıt varimiş ...” (Ohri)
evel: evvel; vakıt/vakıda: vakit/vakte; vakıtan: vakitten; yog(iken/imiş): yok (iken/imiş)
“Onnara külle kömür, bize uzun ömür.” (İştip)
“Onda kümür, dinliyenlere ve anlatana uzun ümür.” (Kocacık Köyü / Debre)
“Masal üte, bis bere. Çingenede kümür, bizde ümür. Çingenede yağlık, bizde sağlık. Çingenede bitler, bizde ipler. Boyle bu masal biter.” (Vrapçişte)
bere: beri; bis: biz; boyle: böyle; kümür: kömür; on(da): or(a)(da); onnar(a): onlar(a); ümür: ömür; üte: öte
Sayısı fazla olmamakla birlikte, bağımsız masal görünümünde olan tekerleme örnekleri de vardır.
Elistepeliste
Var imiş, ne yog imiş. Var imiş bir adam, em bir kari. Kari demiş kocasına:
-Gidesın dükâna, em alasın Elistepeliste!
Adam gider dükâna, em arır Elistepeliste. Elistepeliste yog imiş. Adam gider eve, em divırır karisına ki yog imiş. Kari kocasına bagırır, em der:
-Sen bana Elistepeliste bulasın!
-Adam gene gider dükâna, em arır. Dükânci adam der:
-Olmas Elistepeliste, o eşek oglisi!..
Adam çikar yola, em der: “Olmas olmas!” Bazi çifçiler çenka ekermişler, em sanetmişler kose bu onlara dermiş. Tutarler bu adami, em çekerler bir kütek. Çifçiler bu adami alıştırmişler: “İkişer üçer, ikişer üçer” desın.
Bu adam çikar yola, em tekrarlar o süzleri. Biraz da ütee, bir adam ülmiş. Açın, duyarler bunun süzlerıni, em çekerler temis bir kütek buna. Adama derler:
-“Alla ramet elesın, Alla ramet elesın” deesın!
Bu adam çikar yola, em der o süzleri. Yolda giderken, bir küpek gebırmiş. Bir adam duyar buni, em çeker bir kütek. Em demiş:
-“Üf ne kokar, üf ne kokar” deyecesın!
Bu adam çikar yola, em tekrarlar bu süzleri. Açın, geçer bir berber dükâni ününden. Orda güzel koki kokarmiş. Açın, duyar buni berber, em çagırır dükânında. Tutar buni, em çeker bir kütek temis. Em sorur bu adami:
-Ne arırsın sen?
Adam demiş:
“Elistepeliste arırım.
Berber demiş:
-Git o potinciya sor!
Bu adam gider, em potinciya sorur:
-A var sende Elistepeliste?
Potinci demiş:
-Elistepeliste icbi erde bulamasın. Sen en temis evıne git, yemeesın da fazla kütek!
Masal ütee, biz beree. Çingenede kümür, bizde ümür. (Yukarı Banisa Köyü / Gostivar)
açın: ne zaman; Alla: Allah; ar(amak/ır): ar(amak/ar); bere(e): beri(ye); çifçi: çiftçi; da: daha;
de(mek/esın): demek/diyesin; deyecesin: diyeceksin; di(mek/vırır): de(mek/yiverir); dükân: dükkân;
em: hem; ele(mek/sın): eyle(mek/sin); gebırmek: gebermek; icbi er: hiçbir yer; koki: koku;
kose: sanki, güya; kümür: kömür; kütek: kötek; og(ul/li): oğ(ul/lu); olmas: olmaz; ramet: rahmet;
sanetmek: zannetmek; sor(mak/ur): sor(mak/ar); süz: söz; temis: temiz; ülmek: ölmek; ümür: ömür;
ün(ünden): ön(ünden); üte(e): öte(ye); ye(mek/meesın): ye(mek/meyesin); yog: yok
Sayıca en çok olan tekerlemeler oyun tekerlemeleridir. Bu tekerlemelerin hepsi şiirimsi özelliktedir. Bunlar, kullanıldıkları yerlere göre, sayışmacalar ve başlı başına oyun olan tekerlemeler olmak üzere iki çeşittir.
Sayışmacalar, oyunlarda ebenin kim olacağını belirlemek için hecelerine basa basa okunan tekerlemelerdir.
Alçık balçık
Sana dedim, sen çık (Vrapçişte)
E sesi, be sesi
Hasan Aga’nın
Partal purtal tütün kesesi (Gostivar)
Tarana tartar
Boğazını yırtar
Baklava kardeş
Gel beni kurtar (Üsküp)
Çan çan çikulata
Hane bana limunata
Limunata bitti
Hanım kız gitti
Nereye gitti
İstanbul’a gitti
İstanbul’da ne yapacak
Telli pabuç alacak
Düğünlerde çangır mıngır giyecek. (Gostivar)
Başlı başına oyun olan tekerlemelerde ise, tekerlemenin söylenmesi oyunun kendisidir. Belirli bir ezgi ile söylenir.
Eveleme develeme
Deve kuşi kovalama
Çelik çember
Misler amber
Tazi tuzi
Berber kızi
Haçın gelır
Yazın gelır
Yazılalım
Ezilelim
Bir tahtaya
Dizilelim
Oncuk boncuk
Lepeli çocuk
Al kaşigi
Ye pilafi
Apa, upa, kilidi kapa (Gostivar)
haçın: ne zaman; pilaf: pilav
Kimileri ikili konuşmalar biçimindedir.
-Beg bizi yolladı, hem sizi youvardık
Kız bizım olsun, en güzel olsun
-Nenesi vermez, babasi vermez
Kız da küçüktür, gendisi gelmez
-Beg bizi yolladı, hem sizi youvardık
Kız bizım olsun, en güzel olsun
-Anasi verır, babasi verır
Kız da büyüktür, gendisi gelır
Gelina alina, on ile koç ile, begın paytoniyle
-Gelırsık alalım, on ile koç ile, begın paytoniyle (Gostivar)
beg: bey; gel(mek/ırsık): gel(mek/iriz); gendi: kendi; payton: fayton; youvarmak: yalvarmak
Bunların dışında, başlı başına oyun olan tekerlemeler arasında, büyüklerce küçükleri eğlendirmek ve eğitmek amaçlı söylenen örnekler de bulunmaktadır.
Çayir çayir çayircik
Orta yerde bunarcik
Gelmiş tapşan su içsın
Bu tutmiş (baş parmak)
Bu kesmiş (şahadet parmak)
Bu pişırmiş (orta direk)
Bu yemiş (mor menekşe)
Bu demiş: (küçük Ayşe)
Hane bana pay pay pay olsun, çocuğuma yâr olsun (Gostivar)
bunar: pınar; hane: hani; tapşan: tavşan
Tören tekerlemeleri, tabiî ve dinî olaylar ve öğeler karşısında çeşitli dileklerle söylenir.
Ay baba
Koca baba
Aç kutuni
Ver bir pare
Alayım bir şekerpare (Gostivar)
pare: para
Tarlalarda çamur
Teknelerde amur
Allah versin, yağmur yağsın
Ey dudule (Durlombosu Köyü / Ustrumiça)
amur: hamur
Açıl güneş kapısı
Kapan bulut kapısı
Peynir ekmek yiyelim
Sana da yedirelim
Puruncuk gömlek giyelim
Sana da giydirelim (Üsküp)
Çouka çouka ayrani
Yetışelım bayrami (Aşağı Banisa köyü / Gostivar)
çoukamak: çalkalamak
İğneci Hasan nerede
Yatar bizim bahçede
Bahçeye gidem
İğneyi bulam
Bir ehlım-i şerif
Ruhuna okuyam (Kalkandelen)
Bağımsız söz cambazlığı niteliğindeki tekerlemeler, yanıltmacalar ve edebi tekerlemeler olmak üzere iki çeşittir.
Yanıltmacalar, kendi başına söylenmesi hüner sayılan tekerlemelerdir. Ses yapısı bakımından, söyleyişte güçlükler taşıyan cümleler içerir.
Berber demiş berbere
Gel be berber beriye
Der mi berber berbere
Gel be berber beriye (Yukarı Banisa Köyü / Gostivar)
Edebi tekerlemeler ise, büyükler tarafından küçüklerin eğitimi amacıyla söylenir. Dil ve konu bakımından, ötekilere kıyasen, daha düzgün ve amaçlarına uygun biçimdedir.
Gün doğar sabah olur
Neylersin tembel uyur
Bense erken kalkarım
El yüzümü yıkarım
Annem düzer başımı
Ben bilirim yaşımı
Ekmek yerim doyunca
Koşarım yol boyunca
Okul benim sevdiğim
Sen evde kal bebeğim (Üsküp)
Fesligen ektim ot bitti
Bahçemizde gül bitti
Yaşayalım dost gibi
Bilelim bu nimeti (Sevinç Dergisi)
Bunların yanısıra; bağımsız olarak söylenen tekerlemeler arasında, derviş şâirler ve halk ozanları tarafından söylenenler de vardır. Üsküp Halk ve Üniversite Kütüphanesi’nin bir cöngünde yer alan Derviş Seyyahî’ye ait bir eser bu tip tekerlemelere güzel bir örnektir. Derviş Seyyahî’nin nereli olduğu bilinmemektedir, ancak söz konusu esere Üsküp’te rastlanması onun buralarda söylendiğini göstermesi bakımından önemlidir.
Tekerleme-i Derviş Seyyahî
*Dinleyin sözümü begler agalar
Filanın kervanı gelip geçiyor
Eşek bori çalar, oynar zagarlar
Leylek bekri olmuş, şarap içiyor
*Köpek zurna çalar
Tazi oyun ta’lim eder zagara
Horos ile tavuk kalmiş avare
Tusbagı menzile binmiş, kaçıyor
*Tilki nakış işler, çakal bez dokur
Ördek kalaycı olmuş, kalaylar bakır
Öküz terzi olmuş, kumaş biçiyor
*Pire natır olmuş, kehle hamamcı
Geyik bakkal olmuş, akbaba mumci
Serçüe zend olmuş, çaylak boyaci
Kurd bazirgan olmuş, kumaş ölçüyor
*Derviş Seyyahî söylemez yalani
Ayı oynadırken gördüm yılani
Düşüp menzilinden girü kalani
Felegin devrani cevrin saçıyor
bazirgan: bezirgan; beg: bey; bori: boru; girü: gerü; horos: horoz; kurd: kurt; tazi: tazı; tusbagı: tosbağa
İfade tarzı bakımından benzer bir tekerleme de sözlü gelenekten derlenmiştir.
Zürafeler aşkına
Filler düştü şaşkına
Masa üstünde çiçek
Elbisem mini etek
Çantamı aldım koluma
Çıktım tiren yoluna
Ben bir subay beklerken
Çöpçü de girdi koluma
Ayakkabım toz atar
Çöpçü bana göz atar
Çöpçü gözün kör olsun
Elâlem bize bakar
Çöpçü camdan atladı
Arpa taşı patladı
Bunu duyan fareler
Oynamaya başladı (Valandovo)
tiren: tren; zürafe: zürafa
KAYNAKÇA
*Hafız, N. (1989). Makedonya Türk Halk Edebiyatı Metinleri. İstanbul: Anadolu Sanat Yayınları.
*Hasan, H. (2005). Makedonya Türklerince Söylenen Bilmeceler ve Tekerlemeler. Ankara: AKDTYK Atatürk Kültür Merkezi Yayınları.
*Yardımcı, M. (Kasım 1998). Kıbrıs ve Diğer Türk Ülkelerinde Ortak Ninni ve Tekerlemeler. 2. Uluslararası Kıbrıs Araştırmaları Kongresi [Bildiri], Gazimağusa.
*Yardımcı, M. (Ocak 2005). Batı Trakya Türkleri Halk Edebiyatı ve Türk Dünyası Folkloruna Mukayeseli Bir Bakış. 1. Uluslararası Batı Trakya Türkleri Araştırmaları Kongresi [Bildiri], Münih.
Makedonya Türkleri Anonim Sözlü Halk Edebiyatı-EFSANELER
Özgür Medya'nın yazarı Fatmagül'un araştırması.
Efsaneler, Sözlü Halk Edebiyatı’nın en önemli türlerinden biridir. Çoğunlukla; kişi, yer ve olaylara dair olağanüstülükleri konu edinir. İnandırıcılık özelliğine sahiptir. Belirli bir üslûp ve şekle bağlı değildir. Genellikle; nesir şeklinde, kısa ve yalın bir dille söylenir. Masallar gibi, efsaneler de, toplumu eğitici-öğretici ve iyiye-güzele yönlendirici nitelik gösterir.
Makedonya Türkleri’nce söylenen efsaneler; kişiler, olaylar ve motifler yönünden Anadolu efsaneleri ile benzer özelliktedir.
Başlıca motiflerden biri; daha çok kahramanlık temasını işleyen, savaşları ve fetihleri konu edinen efsanelerde kullanılan kesik baş motifidir. Bu efsanelerde, İslâmlık uğruna şehit olan gazilerin kesik başlarını koltuklarının altına alarak savaşa devam etmeleri anlatılır.
Kocacenk Efsanesi’nden
Aynı motifin birden fazla tip ya da karaktere bağlanarak anlatıldığı da görülür.
Sarı Kızlar Efsanesi’nden
Makedonya’da söylenen efsanelerde rastlanılan diğer bir motif, taş kesilme suretiyle şekil değiştirme motifidir. Bu durum, bir suç ya da günah işlendiğinde ya da söz dinlememe sonucu gerçekleşir.
Kocakarilar Efsanesi
Ölen bir kişinin erenlere karışması ve ölülerin birbiriyle yer değiştirmesi de Makedonya Türkleri tarafından söylenen efsanelerde görülen motiflerdendir.
Kral Kızı Efsanesi
Bunların yanısıra; tılsım motifi kullanılır. Bu motif iki türlüdür. İlkinde; tılsım bilmeden ve istemeden bozulur ve değerli bir şey değersiz bir şeye dönüşür.
Namaziye Efsanesi’nden
Diğerinde ise; bozulmak istenen bir tılsım bir türlü bozulamaz ve bu yüzden ulaşılmak istenen şeye ulaşılamaz.
Kaledeki Altınlar Efsanesi’nden
KAYNAKÇA
*Hafız, N. (1989). Makedonya Türk Halk Edebiyatı Metinleri. İstanbul: Anadolu Sanat Yayınları.
*Yardımcı, M. (Eylül-Ekim 1999). Kıbrıs ve Balkan Türkleri Efsanelerinin Anadolu Efsaneleriyle Mukayesesi. 3. Kıbrıs ve Balkan Türk Edebiyatları Sempozyumu [Bildiri], Köstence.
*Yardımcı, M. (Ocak 2005). Batı Trakya Türkleri Halk Edebiyatı ve Türk Dünyası Folkloruna Mukayeseli Bir Bakış. 1. Uluslararası Batı Trakya Türkleri Araştırmaları Kongresi [Bildiri], Münih.
Efsaneler, Sözlü Halk Edebiyatı’nın en önemli türlerinden biridir. Çoğunlukla; kişi, yer ve olaylara dair olağanüstülükleri konu edinir. İnandırıcılık özelliğine sahiptir. Belirli bir üslûp ve şekle bağlı değildir. Genellikle; nesir şeklinde, kısa ve yalın bir dille söylenir. Masallar gibi, efsaneler de, toplumu eğitici-öğretici ve iyiye-güzele yönlendirici nitelik gösterir.
Makedonya Türkleri’nce söylenen efsaneler; kişiler, olaylar ve motifler yönünden Anadolu efsaneleri ile benzer özelliktedir.
Başlıca motiflerden biri; daha çok kahramanlık temasını işleyen, savaşları ve fetihleri konu edinen efsanelerde kullanılan kesik baş motifidir. Bu efsanelerde, İslâmlık uğruna şehit olan gazilerin kesik başlarını koltuklarının altına alarak savaşa devam etmeleri anlatılır.
Kocacenk Efsanesi’nden
...
... Kanlı savaş başlar. Romalılar kaçmağa başlamışlar. Ama, onların peşinde, Türk askeri şöyle dursun, savaşta kılıçla kafaları kesilen Türk askerleri bile kellelerini koltukları altına alıp koşarmışlar. Bunu gören Romalılar şaşkın şaşkın kaçmış, bir daha buraya dönmemişler. Onların peşinden koşan kesik başlı Türk askerleri ise ancak üç bin metre sonra yere düşüp şehit olmuşlar. ...
... (Kocacık Köyü / Debre)
Aynı motifin birden fazla tip ya da karaktere bağlanarak anlatıldığı da görülür.
Sarı Kızlar Efsanesi’nden
...
Düşman kaçmış, Sarı Kızlar koşmuş. Bir ara düşman, Türkler’in arkadan gelip gelmediğini anlamak için duraklama yapıp arkaya bakmış. Çünkü; düşman kaçarken arkadan hiçbir ses işitmiyormuş. Bu bakışta bir de ne görsünler; Sarı Kızlar, kelleleri koltukları altında düşmanın peşinden uçarcasına kanatlanmış gibi koşmaktadır. Düşman, bu tabloyu görür görmez daha da hızlı kaçmış. Kocacık Türkleri zaferi böyle kazanmış.
... (Kocacık Köyü / Debre)
Makedonya’da söylenen efsanelerde rastlanılan diğer bir motif, taş kesilme suretiyle şekil değiştirme motifidir. Bu durum, bir suç ya da günah işlendiğinde ya da söz dinlememe sonucu gerçekleşir.
Kocakarilar Efsanesi
Bir kocakari kış güni Üsküp ve Lübeten yolunda gürmüş güzel avay. İstey çiksın koyunlarıyle, otlatsın koyunlarıni ama deylar çıkmasın, o dinlemey çıkay gidey. Yari günden sonra ava çok soğuk oli. Sonra kocakariylen hem koyunlar soğuktan taş kesililar. Şimdi kocakari taş şeklinde kalmıştır. Gelen geçen “Jut Babo açan” dey, o taştan su damlay. (Üsküp)
açan: ne zaman; ava(y): hava(yı); gürmek: görmek
Ölen bir kişinin erenlere karışması ve ölülerin birbiriyle yer değiştirmesi de Makedonya Türkleri tarafından söylenen efsanelerde görülen motiflerdendir.
Kral Kızı Efsanesi
Asker gidey bir çocuk, kralın kızi begeniy bu çocugi. Bu kız astalani. Babasına dey:
-Ben filan askeri sevey. Ben açan ülecem buni koyverecen.
Kız da üli bir gün hem babasi da çıgıri o askeri hem dey ki:
-Bu günden sonra sen serbestsin.
Ama kız, çocuga da ülmeden demiş:
-Gelesin beni mezarımda güresin.
Asker da gidey açar mezari ne gürsün, kralın kızi dil orda, güri hocasıni çocugi ve okuturmiş. Kapay mezari hem dünerken düşüni niçin kralın kızi yerine hocası? Çocuk ta gidey hocanın evine soray hocası için. Deylar ki ülmiş. Mezarınin nerde olduguni soray. Güleylar. Gene gidey açay mezari ne gürsün kralin kızi. Bu hocalara gidey soray bu vaziyet için. Hocalar dey ki:
-O sağ iken sudan geçmek olmasaydi daha güzel olurdi.
Onun için onun yerini kral kızi kazanmiş. (Üsküp)
açan: ne zaman; astalanmak: hastalanmak; çıgırmak: çağırmak; dil: değil; dünmek: dönmek;
gürmek: görmek; ülmek: ölmek
Bunların yanısıra; tılsım motifi kullanılır. Bu motif iki türlüdür. İlkinde; tılsım bilmeden ve istemeden bozulur ve değerli bir şey değersiz bir şeye dönüşür.
Namaziye Efsanesi’nden
...
Camiye çevrilen kilisenin bir köşesinde ulu mu ulu bir ağaç varmış. Kocacıklılar; henüz minaresi yapılmadığından ağaca çıkalım, öyle ezan okuyalım demişler. İçlerinden bilge olanı, güzel ezan okuyanı bu ağaca tırmanmış. İçinden geldiğince ezanı okumuş. Aşağıya inerken yere şöyle bir bakmış. O anda ağacın dibinde bir ışığın yükseldiğini, ay gibi olduğunu ve ortalığın aydınlandığını görmüş.
Adam, heyecanla aşağıya inmiş. Gördüğünü çevresinde toplananlara anlatmış. Daha yaşlı olanlar:
-Aman; sen para görmüşsün, demişler.
Hemen kazma küreklere yapışmışlar, ağacın dibini bir güzelce kazmışlar. Bir arşın iki arşın derken küpün kenarı görülmüş. Herkezi bir heyecan almış. Küpün çevresini iyice kazmışlar, küpü meydana çıkarmışlar. Küpün ağzını açmışlar, ama ne görsünler; içindeki altınlar kömür olmuş, koca küp kömürle doluymuş. Durumu gören yaşlılar:
-Para görmüşsün, ama çevrene söylediğinden tılsımı bozulmuş. Para kömür olmuş, demişler.
Meğer böyle durumlarda görüleni kimseye söylememek gerekiyormuş. (Kocacık Köyü / Debre)
Diğerinde ise; bozulmak istenen bir tılsım bir türlü bozulamaz ve bu yüzden ulaşılmak istenen şeye ulaşılamaz.
Kaledeki Altınlar Efsanesi’nden
Anlatıldığına göre Kocacık Kalesi’nin içinde odalar varmış. Bu odalar ağzına dek altınla doluymuş. ...
Herkesin gözü bu altınlarda imiş, ama kimse içeriye girecek gücü kendinde bulamazmış. Kocacık’ın yaşlılarından biri:
-Ben girerim, demiş.
...
Kapıda iki koç bekçilik yapıyormuş. Koçlar yok olmuş, kapı açılmış. Adam içeriye girmiş. ... Çuvalını doldurmuş doldurabildiği kadar. Yeterli bulmamış aldıklarını. Kuşağına, koynuna doldurmuş. Çuvalı omzuna vurmuş. Tam kapıdan çıkacakken, kapı, Kocacıklılar’ın deyimiyle:
-Dırang, deyip kapanmış.
Adamcağız öyle etmiş, açılmamış; böyle etmiş, gene açılmamış.
-Aman Allah’ım; vazgeçtim ben bu işten, demiş.
Çuvalındaki altınları boşaltmış, ama kapı gene açılmamış. Koynunu, kuşağının içini boşaltmış adam; ama gene kapı açılmamış. Neden, niçin derken çarıkları usuna gelmiş. Çözmüş çarıklarını. Açan bakmış, çarığının içine bir sarı liranın girdiğini görmüş. Onu da çıkarmış. O an kapı:
-Dırang, deyip açılmış.
Kapı tılsımlıymış, tılsımı da iki koçmuş. ...
O günden bu güne bu tılsımı bozan çıkmamış. Bu yüzden de altınlar, hala kalenin içinde duruyormuş. (Kocacık Köyü / Debre)
açan: ne zaman
KAYNAKÇA
*Hafız, N. (1989). Makedonya Türk Halk Edebiyatı Metinleri. İstanbul: Anadolu Sanat Yayınları.
*Yardımcı, M. (Eylül-Ekim 1999). Kıbrıs ve Balkan Türkleri Efsanelerinin Anadolu Efsaneleriyle Mukayesesi. 3. Kıbrıs ve Balkan Türk Edebiyatları Sempozyumu [Bildiri], Köstence.
*Yardımcı, M. (Ocak 2005). Batı Trakya Türkleri Halk Edebiyatı ve Türk Dünyası Folkloruna Mukayeseli Bir Bakış. 1. Uluslararası Batı Trakya Türkleri Araştırmaları Kongresi [Bildiri], Münih.
Makedonya Türkleri Anonim Sözlü Halk Edebiyatı-MASALLAR
Özgür Medya'nın yazarı Fatmagül'un araştırması.
Masallar, Sözlü Halk Edebiyatı’nın en yaygın türlerinden biridir. Genellikle; olağanüstü kahramanların başından geçen, yer ve zamanı belirsiz olağanüstü olayları dile getirir. Söylediklerine inandırmak iddiası yoktur; gerçekle ilgisiz, bütünüyle hayal ürünüdür. Kısa ve yoğun bir anlatım ile birlikte, merak ve heyecan uyandırıcı bir üslûp içerir. Çoğunlukla; nesir şeklinde söylenir, dili sadedir.
Masallarda; iyi-kötü, güzel-çirkin, doğru-yanlış gibi karşıt durumların mücadelesi konu alınır. Masalın sonunda; iyilik, güzellik, doğruluk üstün gelirken kötü, çirkin, haksız olan cezalandırılır. Bu yönüyle, masallar, toplumu eğitici-öğretici ve iyiye-güzele yönlendirici nitelik taşır.
Makedonya Türkleri’nce söylenen masallar; konular, kahramanlar ve motifler bakımından diğer Türk masalları ile benzer özelliktedir.
Başlıca kahramanların arasında; padişahlar, padişahın evlatları, ak sakallı ihtiyarlar, zengin ve fakir insanlar, çocuğu olmayanlar, karı ile koca, üvey kız ve üvey ana gibi gerçek veya gerçeğe yakın kişiler yer alır. Konular da, yine, bu kahramanların etrafında döner.
“Padişaa ile Evladi” Masalı’ndan
“Ağlayan Ayva ile Gülen Nar” Masalı’ndan
“İhtiyar ve Altın Küpleri” Masalı’ndan
“Tamakar Köse” Masalı’ndan
“Bey Bübrek” Masalı’ndan
“Kari ile Kocasi” Masalı’ndan
“Bir Kız ve Üge Anesi” Masalı’ndan..
Bunların yanısıra; akıllı ve iyiliksever olan, güçlüklerle ve kötülerle savaşıp sonunda hep başarıya ve mutluluğa ulaşan Keloğlan da Keleş veya Kelçe gibi adlarla kahramanlar arasındadır.
“Baba ve Üç Oğlu” Masalı’ndan
Bazı masallarda; insanların yerine aslan, tilki, horoz gibi hayvanlar rol alır. Bu masallarda, kıssadan hisse vermek esastır. Aynı zamanda, eğlendiricilik özelliği de taşır.
“Aç Güz Kurt” Masalı
“İki Tilki” Masalı
Bazılarında da; devler, ejderhalar, periler gibi tabiatüstü varlıklar da olaylara katışır.
“Biberçe” Masalı’ndan
“Şanım Şanım Şandanım” Masalı’ndan
Makedonya Türkleri tarafından söylenen masallar arasında; küçük ve önemsiz olayların ardarda dizilerek halkalar halinde verildiği, zincirlemeli masallar da yer alır. Bu masalların kahramanları, genellikle, hayvanlardır. Çok kez; anlatı, bir yerden sonra ters yön izleyerek, son olay ya da kişiden ilkine doğru ilerler.
“Yarım Oroz Kardaş” Masalı’ndan
Ayrıca; veciz ifadeler ve ince mizahî anlamlar içeren, lâtife niteliğinde masallar da bulunmaktadır.
“Yemin” Masalı
Makedonya’da söylenen masallarda, Türk masallarının özelliklerinden olan, üçlü bakışım kuralına sıkça rastlanır. Bu kurala göre; olaylar önemlerine göre üç süreli bir düzen içinde geçerler, kişiler de yine önemlerine göre üç bölüğe ayrılırlar. Olayların en son halkası, kişilerin de en küçüğü önemlidir.
“Muşama Kızı” Masalı
“Kor Adam” Masalı
Makedonya Türkleri’nce söylenen masallarda rastlanılan diğer bir kültürel motif; sayısal değerlerin çoğunlukla üç ve kırk, bazen de kırk bir ile ifade edilmeleridir.
“Devlet Kızi hem Gurbet Çocugi” Masalı’ndan
“Üç Kardaş” Masalı’ndan
“Gülperyanım Gülperyanım” Masalı’ndan
KAYNAKÇA
*Bilkan, A. F. (2001). Masal Estetiği. İstanbul: Timaş Yayınları.
*Hafız, N. (1989). Makedonya Türk Halk Edebiyatı Metinleri. İstanbul: Anadolu Sanat Yayınları.
*Oğuz, M. Ö. (2008). Masallar. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları.
Masallar, Sözlü Halk Edebiyatı’nın en yaygın türlerinden biridir. Genellikle; olağanüstü kahramanların başından geçen, yer ve zamanı belirsiz olağanüstü olayları dile getirir. Söylediklerine inandırmak iddiası yoktur; gerçekle ilgisiz, bütünüyle hayal ürünüdür. Kısa ve yoğun bir anlatım ile birlikte, merak ve heyecan uyandırıcı bir üslûp içerir. Çoğunlukla; nesir şeklinde söylenir, dili sadedir.
Masallarda; iyi-kötü, güzel-çirkin, doğru-yanlış gibi karşıt durumların mücadelesi konu alınır. Masalın sonunda; iyilik, güzellik, doğruluk üstün gelirken kötü, çirkin, haksız olan cezalandırılır. Bu yönüyle, masallar, toplumu eğitici-öğretici ve iyiye-güzele yönlendirici nitelik taşır.
Makedonya Türkleri’nce söylenen masallar; konular, kahramanlar ve motifler bakımından diğer Türk masalları ile benzer özelliktedir.
Başlıca kahramanların arasında; padişahlar, padişahın evlatları, ak sakallı ihtiyarlar, zengin ve fakir insanlar, çocuğu olmayanlar, karı ile koca, üvey kız ve üvey ana gibi gerçek veya gerçeğe yakın kişiler yer alır. Konular da, yine, bu kahramanların etrafında döner.
“Padişaa ile Evladi” Masalı’ndan
Bir varimiş, bin yokimiş. Çok eski zamanlarda bir padişaa yaşarmiş. Onun em bir evladi varimiş. Bir gün o padişaa gendi minletıne kızmiş ve şu emıri vermiş:
... (Kocacık Köyü / Debre)
em: hem; gendi: kendi; minlet: millet; padişaa: padişah
“Ağlayan Ayva ile Gülen Nar” Masalı’ndan
Altın dağın ardında, zümrüt ovanın ortasında çok eski bir değirmen varmış. Bu değirmenin sahibi ak sakallı bir ihtiyarmış. Değirmencinin tuhaf bir adı varmış...
... (Üsküp)
“İhtiyar ve Altın Küpleri” Masalı’ndan
Var imiş bir ihtiyar. O ihtiyar çok zengin imiş. O satmiş bütün her şeyini bir küp altın için hem almiş. Açan ali, baçede açay bir delik, hem koyay küpi altınlarle. Her gün sonra gidey, baçesinden çikari hem bakay küpüne. Sayarken altınlarıni zefk duyaymiş. ... (Üsküp)
açan: ne zaman; baçe: bahçe; zefk: zevk
“Tamakar Köse” Masalı’ndan
Varimiş, ne yogimiş. Varimiş bir evde üç kardaş, ne çok geçınırmişler. Bunlar imişler çok fukara hem yogimiş nasıl idare olusunler. Birgün babasi demiş büyük çocuguna:
-Ne olacak kalınız be çocuk boyle, artık yok ne yeyelım.
... (Gostivar)
boyle: böyle; kal(ınız): hal(iniz); tamakar: tamahkar
“Bey Bübrek” Masalı’ndan
Ne varimiş, ne yogimiş. Varimiş bir adam em bir kari. Onların evladi yogimiş. Bir gün o adam çikmiş daga, oturmiş bir taşta, em düşünimiş. Gelmiş bir koja adam, em sormiş; ne düşünisın oka? Demiş ki; maksımım yok. O koja adam vermiş bir ouma bu adama, em demiş yesın karisiylen, a kabuguni ne soyajak versın bigirıne. ... (Kalkandelen)
bigir: beygir; koja: koca; maksım: küçük çocuk; oka: o kadar; ouma: elma; yog(imiş): yok (imiş)
“Kari ile Kocasi” Masalı’ndan
Bir varimiş, bir yokimiş. Günün birinde, bir kari em bir koca varimiş. Onlar ikisi çok ii yaşarmişler. Karisi kocasina çok saygi yaparmiş. Onun için kocasi er yerde karisından öünürmiş.
Bir gün bu adam dostlariile bir yerde oturmiş maabet yaparmişler. Epısi karisının birer zayif, fena tarafıni söylermiş. Bu adam ise gene karisından öünmiye başlamiş. Dostlari dayanamamişler:
... (Kocacık Köyü / Debre)
em: hem; epısi: hepsi; er: her; ii: iyi; maabet: muhabbet; öünmek: övünmek
“Bir Kız ve Üge Anesi” Masalı’ndan..
Ne varimiş ne yogimiş, varimiş bir küvli karinın iki kızi. Birısi onun, birısi ügeymiş. Bir gün, bu kari kocasına demiş; alsın üge kızıni gütürsün daga em orda braksin. Adam da yogimiş ne yapsin, almiş kızıni gütürmiş daga, em orda brakmiş bir kolibada em demiş ki: ... (Kalkandelen)
ane: anne; brakmak: bırakmak; em: hem; koliba: kulübe; küv(li): köy(lü); üge: üvey; yog(imiş): yok (imiş)
Bunların yanısıra; akıllı ve iyiliksever olan, güçlüklerle ve kötülerle savaşıp sonunda hep başarıya ve mutluluğa ulaşan Keloğlan da Keleş veya Kelçe gibi adlarla kahramanlar arasındadır.
“Baba ve Üç Oğlu” Masalı’ndan
Bir varımış bir yokumuş. Vakti zamanında varımış bir adam, em o adamın üç çocuy. Ne ise, bunlar idare arama çıkmışlar, birangi ağada, beyde izmekâr olsunlar, ekmey çıkarsınlar. Geze geze rasgelirler bir beye, ama o bey dilimiş, dif imiş. Yaparlar pazarlık kimi çifçi, kimi pazarcı, kimi bekçi, em biri evde ayvanatıni ne lâzım beslesin. Pazarcı olur Keleş, ama difin dilimiş maksadı bunları işletsin, emen kessin, em yesin, ama bu planı kimse anlamamış. Anlamış Keleş. En küçük imiş epsinin içinde. "Babasına demiş;
-Difin maksadını anladım. Bizi yesin ister.
-Yok be, episi Keleş’i azarlamışlar, inanmamışlar bu söze.
…
… Keleş kızı elinden tutar, em oradan kaçar başka bir diyara.
Neyse, difi küveriler. Dif çıkar, tutar episini parçe parçe yapar. Epsini arar tarar, Keleşi bir yerde bulamaz. Bizim Keleş erbap, sa kalır, evlenir, dün yapar, çok mutlu olur. Orda beki elan yaşar.
Orda masal, burda salık. (Kanatlar Köyü / Pirlepe)
ayvanat: hayvanat; beki: belki; birangi: herhangi bir; çifçi: çiftçi; dif: dev; dil(imiş): değil(miş);
dün: düğün; em: hem; emen: hemen; elan: halen; ep(i)si: hepsi; izmekâr: hizmetkâr;
küvermek: koyvermek; parçe: parça; rasgelmek: rastgelmek; sa: sağ; salık: sağlık
Bazı masallarda; insanların yerine aslan, tilki, horoz gibi hayvanlar rol alır. Bu masallarda, kıssadan hisse vermek esastır. Aynı zamanda, eğlendiricilik özelliği de taşır.
“Aç Güz Kurt” Masalı
Varimiş ne yogimiş. Bir gün bir küvde çok kurtlar varimiş. Bir ana kuzi lazim imiş çıksın bulsun bayin şi yemegiçin, ama korkarmiş braksın yalnız evladıni. Çikarken gitsın ana kuzi evladına demiş:
-Ben gicim otlayım ki seni da doyuraym. Açın gelecim sana boyle bagıracim: otlandım, sütlendım, aç kızım kapiy!
Kapi ardında duran bir kurt bunlari duyar hem kuzinın anasi açın gitsın otlasın, kurt gelır nere kapi hem kalın sesiyle bagırır:
-Otlandım, sütlendım, aç kızım kapiy!
Kız anlar hem der:
-Yok, sen benım nenem dilsın, benım nenemden sesi incedır.
Kurt gider, inceletırır dişlerıni hem sesıni hem gelır aldatırır küçük kuziy. Kuziçe açın açar kapiy hem oni kurt yer. Ana kuzi açın düner geri, bagırır bagırır, kimse çıkmaz. Açın sora anlar, kırk gece hep aglar hem çare bulamaz. Hem boyle ane kuzi hayatın yalnız başına kalır.
Masal üteye, biz bereye. Çingenede kümür, bizde ümür. Çingenkada yaglık, bize saglık. (Gostivar)
açın: ne zaman; bayin: bazı; bere: beri; boyle: böyle; brakmak: bırakmak; Çingenka: Çingene kızı; dil(sın): değil(sin); gitmek/gicim: gitmek/gideceğim; güz: göz; kuziçe: kuzucuk; kümür: kömür;
küv: köy; sora: sonra; şi: şey; ümür: ömür; üte: öte; yog(imiş): yok (imiş)
“İki Tilki” Masalı
Bir tilki bir gece girmiş bir avliya. Ev boşimiş, onniçin tilki ne istemiş cani oni yemiş. Yemiş ama fazla yemiş. Oka yemiş ki yüregi çok dolmiş, em mırdlayamaymiş yerınden zavali.
Sabaya karşi, ev yanindan geçmiş bir başka tilki. Birinci tilki görünce dostuni, başlamiş aglaşsın:
-Aman dostum, ne yapam çok yedım, yüregım şişti, şindi mırdlayamayım.
İkinci tilki demiş:
-Ondan da kolay şey yok dostum. Bekle biraz yemekler hazmolsun, sonra devam et yoluna.
-Ya ev saibi gelırse ne yapam?
İkinci tilki cevap vermiş:
-E dostum oni ben bilmem, sen nevakıt başladın yeyesın bana birşey sormadın! (Üsküp)
avli: avlu; mırdlayamak: yerinden kımıldayamamak; oka: o kadar; onniçin: onun için;
saba(ya): sabah(a); sai(p/bi): sahi(p/bi); şindi: şimdi; zavali: zavallı
Bazılarında da; devler, ejderhalar, periler gibi tabiatüstü varlıklar da olaylara katışır.
“Biberçe” Masalı’ndan
Varimiş ne yogimiş. Bir zaman bir adamın hem bir karinın yedi kızi varimiş, hiçbir çocugi yogimiş. Bu kari hem bu adam youvarmişler Allah’a bare bir tene çocugi olsun. Bunların bir çocugi olmiş. Bu çocugun adıni Biberçe koymişler.
Biberçe haçın imiş küçük hep malenın maksımlarıni yikarmiş. Bu adamın kızlarından haçın gelırmiş vakti verilsınler bu küvde varimiş bir dif, bu difın yedi başi varimiş hem iki kınadi. Bu dif hep bu yedi kızi almiş, yolamiş yuvasında. Biberçe o kıskardaşlari için hiçbir şiy bilmezmiş. Biberçe büyümiş hem bir gün babasına der:
-A be baba a varidi benım bain kardaşım ya bain kıskardaşım.
Babasi istememiş divırsın, ama bir gün divırır ki yedi kıskardaşi var Biberçe’nın. Bir gün bu Biberçe alır babasından kılıcıni koyar belıne hem topeder hep küvün iplerıni. Gider difın yuvasına. ...
...
... Keser hem o kafasıni difın. Dif ülür. Biberçe açar a demirleri, çikarır kıskardaşlarıni. Bunlar şaşarler ne yapsınler şimdi. Bunlar gürürler bir yol. Alırler o yoli, çikarler bir baçede. O baçenın ortasında varimiş bir su. Suyun kenarında varimiş bir agaç. Agacın üstünde varimiş bir yuva. O yuvada en büyük kuşların yavrilari varimiş. Bu sudan her sene çikarmiş bir ajder hem yermiş bu yavrilari. Biberçe orda iken, o ajder çikar sudan hem dogrulur yuvaya yesın yavrilari. Biberçe haçın gürür ki ajder yeycek yavrilari koşar hem çikarır kılıcıni. Bir sallar kılıcıni, ajderi yariya keser. ...
... (Vrapçişte)
ajder: ejderha; bain: bazı; baçe: bahçe; bare: bari; dif: dev; di(mek/vırsın): de(mek/yiversin);
gürmek: görmek; haçın: ne zaman; kına(t/di): kana(t/dı); maksım: küçük çocuk; küv: köy;
male: mahalle; şiy: şey; tene: tane; topetmek: toplamak; ülmek: ölmek; yavri: yavru;
yog(imiş): yok (imiş); youvarmak: yalvarmak
“Şanım Şanım Şandanım” Masalı’ndan
Varimiş ne yokimiş. Varimiş üç kıskardaş. En büyügüni ararler bir bege. Ama o beg otururmiş duvar içine bir peri kızile. Büyük kızi verirler bege. Büyük kız gider, oturur bir iki hafta, gürür ki beg yok içbiyerde gelir gereye. İkinci kız der:
-Budalınke niçin oturmadın? Gitsam ben bak e otururum.
İkinci kız da gider. O da oturur biriki hafta, gürür ki beg yok gelir gereye. Üçüncü kız da der:
-Budalinkalar oturmadınız siz ben gitsam o zengin yerde bakın a otururum.
Üçüncü kız da gider ama bu oturur. ...
...
... Kız ne gürsün duvar içine uyur kızle beg. Bu da alır yüzlerinden o eski çevreyi, koyar yeni çevre. Çevrey alırken, peri kızı em beg oyanırlar.
Peri kızı der bege:
-Şimdiye kadar idın benim, şinden sora hanımnın ol. Beg da çıkar duvardan, o peri kızi kaybolur. ...
... (Gostivar)
beg: bey; em: hem; gere: geri; gürmek: görmek; içbiyer: hiçbir yer; oyanmak: uyanmak; sora: sonra; şin(i/den): şim(di/diden)
Makedonya Türkleri tarafından söylenen masallar arasında; küçük ve önemsiz olayların ardarda dizilerek halkalar halinde verildiği, zincirlemeli masallar da yer alır. Bu masalların kahramanları, genellikle, hayvanlardır. Çok kez; anlatı, bir yerden sonra ters yön izleyerek, son olay ya da kişiden ilkine doğru ilerler.
“Yarım Oroz Kardaş” Masalı’ndan
Ne varimiş, ne yogimiş. "Bir evde varimiş bir nene, bir oroz em bir küpek. Onlar çok fakir imişlar. Günün birinde oroz nenesıne demiş:
-Nene, ben gideyim kazanmaga.
Çikmiş kazanmaga. Git, git, ününe Vardar çikay em dey:
-Yarım oroz kardaş, nereye büle?
-Kazanmaga gideyim.
-Gelem mi ben da?
-Gel, ama gezemesın, yorolursun.
-A ben nasıl yorolurum. Sen bir buçuk ayaklen, ben koca Vardar gün gece gezeyim yorolmayim.
E gidey, gidey Vardar orozle bir yere kadar em dey oroza:
-A yarım oroz kardaş, ben yoroldum.
-Demedım mi sana ki yorolacaksın. Ya şimdi ne yapacaiz. Ay şimdi gir içime!
Vardar giri orozun içine. Sonra tutay yoli. Gene gidey, gidey, çikay kurt.
-Yarım oroz kardaş, ugurlar, nereye büle?
-Kazanmaga.
-Gelem mi ben da?
-Gel ama yorolursun.
Gideylar, gideylar. Bir vakıt sonra kurt yoroli. Oroz oni da ali içine. Gene gidey gidey, çikay tilki. O da:
-Yarım oroz kardaş, nereye büle?
-Gideyim kazanmaga.
-Alır misın beni da?
-Alırım ama yorolursun.
-Nasıl yorolurum, ben dört ayakle, sen bir buçuk ayakle?
O da bir vakıt sonra yoroli. Oni da oroz ali içine. Gideylar, gideylar, em yetişilar padişanın konagına. Dişarda bir gübrelık varimiş. Oroz da biney gübrenın üstüne em ütey:
-Kiki-ri-ku, kiki-ri-ku! Padişanın en güzel kızıni isterım!
Bunlar duyaylar. Gideylar verilar aber padişaya. Padişa da emır veri:
-Alın orozi, atın tauklara.
İzmetçiler ataylar orozi tauklara. Saba, ne gürsünlar. Bir tauk kalmamiş, çünkü oroz çikarmiş tilkiy içınden. Onlar güya, zanetmişlar tauklar tepeleyeceklar yabanci orozi. Olmiş tam tersıne. Gene sabaylen oroz sag salim çikmiş gübrelıge. Gene üle ütmiş:
-Kiki-ri-ku, kiki-ri-ku! Ben padişanın en güzel kızıni isterım!
Padişa gene emredi:
-Alın buni, atın ayvanlara. Eşekler, begirler tepelesın.
Bu defası oroz çikari kurti. Ne begir bragi ne bir şey. Gene ayni ütey gübrelikte. Padişa gene emretıri:
-Atın buni furuna, zare çok ziyan yapti. Yansın!
Buni ataylar furuna. Oroz çikari Vardari. Ne ateş kali, ne furun. Hep gütüri. Gene oroz çikay gübrelige. Gene üle ütey. Padişa gene emredi:
-Alın oni, atın azneye.
Ataylar azneye. Oroz ye pare, ye lira. Ustalıklen bragi bir tane lira agzinda güya ki bogulmiş. Gideylar baksınlar ne olmiş. Açan gürilar ne olmiş, ataylar gübrelıge. E bu, ne kadar adamlar çekili yavaş yavaş çikay gidey evıne. Evıne gelince, bagıri nenesıne:
-Yap bir yatak. Ser pürüncük çarşaf. Bir sopa al, vur karnıma.
Ne vakıt vuri nenesi karnina liralar çikay tıkır tıkır. Gene vuri, gene çikay liralar tıkır tıkır. …
… (Üsküp)
aber: haber; azne: hazine; begir: beygir; bragmak: bırakmak; büle: böyle; em: hem; furun: fırın;
gürmek: görmek; küpek: köpek; nene: nine; oroz: horoz; padişa: padişah; pare: para;
saba(ylen): sabah(leyin); tauk: tavuk; üle: öyle; ün(üne): ön(üne); ütmek: ötmek;
yog(imiş): yok (imiş); yorolmak: yorulmak; zare: zira
Ayrıca; veciz ifadeler ve ince mizahî anlamlar içeren, lâtife niteliğinde masallar da bulunmaktadır.
“Yemin” Masalı
Herifın biri biner eşege. Biner eşege em şimdi gelır aklına ki, yemin etti eşekten enmeyecek. Gider bir yere. Rasgelır bir çoban. Çoban der:
-Eşekten en biraz konuşalım.
-A yok, demiş herif.
-E ne için? sormuş çoban.
-Yemin aldım, demiş herif.
Çoban da yakalar eşegın yuvarından, çekıştırır em götürür bir alma altına.
-Tutul o daldan, der çoban.
Çoban tutulur o daldan ne göstermiş çoban. Bir sopa çeker eşeğe çoban. Eşek kaçar, bu herif tutulur dallarda kalır.
-Ya en, der çoban.
-E nasıl enim; yemin etmişım, der herif.
-Eşekten enmeyesın yemin etmişın, yemin etmemişın almadan enmeyesın. Daldan enebilırsın, demiş çoban.
Öyle almadan endırmiş herifi çoban. (Ohri)
alma: elma; em: hem; enmek: inmek; rasgelmek: rastgelmek; yuvar: yular
“Türk Sultanılen Rus Kralı” Masalı
Varimiş bir Türk sultani hem bir Rus krali. Sultan diymiş:
-Bende vardır da çok apaşlar.
Kral diymiş:
-Bende da çok vardır.
Emredi sultan yola atsınler altın hem bekçilere diy:
-Kimi gürecesınıs egrili yerde alsın altın getirin bana.
Ama kimse egrilmey alsın, a altınlar yok oliler kendileri. Bekçiler da diveriler sultana:
-Kimsey gürmedik egrılsın alsın altınlari ama altınlar kouktiler.
Sultan da haber veri millete diy:
-Kim çaldise altınlari gelsın hiç bir şey yapmam.
Çalan adamlar diy sultana:
-Benim o insan ne çaldi altınları.
Sultan da soray nasıl çalmiş altınları. Apaş diy:
-Potinlarımın altında yapuşturdum katran hem ule altınlar hem yapuşidiler potinlarima.
Apaş ta soray sultana niçin çağırtırmiş. Sultan da anlatiri nasıl demiş kral ki onda daha usta apaşlar var. Apaşlar o vakit diy:
-İstesan ben sana hem krali da çalabilerim.
Sultan soray:
-Nasıl çalabilersın?
Apaş diy:
-Yapasın bana rubalar ule olsun ki tirnaktan tepeye şinşaraklalen hem veresın bir sandık içerden anatari olsun.
Apaş ta gidi Rusiya’ya, giri içiri kralin sarayına, kendisi çikay sandıktan hem giri kralin sobasına. Haçan olmiş yari gece apaş almış şinşarakli rubalari gimiş hem başlamiş sarsılsın hem o şinşaraklar yapaymiş tapirdi. Kral açan gürmiş sormiş:
-Kimsin sen?
Apaş demiş:
-Beni yollamiştır Azrail alam senın canıni.
Kral demiş:
-Nice alacasin canımi ben istiym da yaşiem.
Apaş diy:
-Bana emrettiler canıni alam, eger sen istemesen gir bu sandıga gütürürüm Azrail’a hem sen ona dersın ki almasın canıni.
Kral da giri sandık içine, kapay sandıgi içerde, apaş ali sandigi, gütüri Türkiye’ye sultana hem diy:
-Te getırdım.
Sultan vuri sandıgın üstüne, kral youvari:
-Aman bırak yaşiem.
Sultan diy:
-Aç sandıgi gürem nasılsın.
Kral açay sandıgı, açan güri sultani, veri elıni hem diy:
-Aşkolsun sende da büyük apaşlar varimiş. (Kalkandelen)
anatar: anahtar; apaş: hırsız; divermek: deyivermek; gimek: giymek; gürmek: görmek;
koukmak: kalkmak; Rusiya: Rusya; soba: oda; ule: öyle; youvarmak: yalvarmak
Makedonya’da söylenen masallarda, Türk masallarının özelliklerinden olan, üçlü bakışım kuralına sıkça rastlanır. Bu kurala göre; olaylar önemlerine göre üç süreli bir düzen içinde geçerler, kişiler de yine önemlerine göre üç bölüğe ayrılırlar. Olayların en son halkası, kişilerin de en küçüğü önemlidir.
“Muşama Kızı” Masalı
Varimiş ne yogimiş. Varimiş muşamadan bir kız. Oni da muşaba kızi çagırimişler. Oni kimse gürmemiş nasıl kızdır. Koyşida varimiş dügün açan gecenın bir vaktında gelmiş bir kız, dünya güzeli, hem açan gelmiş dügüne, gimiş bir güzel fistan. Cebleri doli gümüşlen. Hem bir çocuk tutmiş elinden, hem salmaymiş kızi. Kız gürmüş ki atık dügün dagılacak çikarmiş ceblerinden gümüşleri, atmiş dügünün insanlarına hem onlar şaşirmişler. Bu da ovakit kaçmiş. Çocugi bütün gece uyku tutmamiş, akli kızda kalmiş. Hem düşünmiş yarın gece gelirse artık salmas gitsin. Yarindasi gece kız gene gelmiş, da güzel fistanlar gimiş hem cebleri doli imiş altınlen. Gene kıs oynamiş, oynamiş hem sonunda gene çikarmiş altınlari hem kaçmiş. Çocuk gene bütün gece uykusis kalmiş. Üçüncü gece kıs gelmiş en güzel fistanlar gimiş hem ceblerine hem cevair taşilen doldurmiş. Bütün gece oynamiş, sonunda gene dağıtırmiş o cevair taşlarıni hem kaçmiş. Çocuk açan gürmiş ki kıs kaçay demiş annesine:
-Hazırla benim arabami, gidecim kızi ariyem.
Hazır olmiş, yarındasi çıkmış yola. Koyşi kızi, muşama kızi almiş bir somun hem vermiş çocuga yolluk. Çocuk ta gidi, açan yetişmiş uzaga, annesi ne vermiş o yemekleri, yemiş, hem sonunda demiş:
-Yedim o somuni ne vermiş koyşi kızi.
Yerken ekmegin içinde buli yüzük, anlay ki o muşama kızi dünya güzeli. O vakıt ali bigirini, çeviri geriye, düniy eve. Evin insanlari koşayler, karşilayler, aliler çüzsünler çizmelerini; bu demiş:
-İsterim muşama kızi gelsin çüzsun.
Muşama kızi geli çüzey bir çizmesini, çikari. Haçan ali çikarsın ikinci çizmesini çocuk tutay kızin muşamasıni kesey hem bagırmiş:
-Kimi araydım, buldum.
Sora yapayler dügün üç gün üç gece. (Kalkandelen)
bigir: beygir; ceb: cep; cevair: cevahir; çüzmek: çözmek; da: daha; gimek: giymek; gürmek: görmek;
(h)açan: ne zaman; kıs: kız; koyşi: komşu; muşama: muşamba; sora: sonra; yarindasi: ertesi gün;
yog(imiş): yok (imiş)
“Kor Adam” Masalı
Ne varimiş ne yogimiş, varimiş bir adam ama kor imiş. Onun varimiş üç tane çocugi. Bir gün bu adam duyay ayaktaşından ki, dokuzunci dagda yaşaymiş bir kraliçe. O kraliçenın varimiş bir bülbüli, bülbülin yanında bir çiçek. O çiçegi kim getirecek adamın güzleri başlarmiş gürsün. Adam da diveri çucuklarına. Büyük çucugi diy:
-Ben gidecim o daga, hazır etsinler atımi.
Çocuk ta çikay yola geçey sikis dag, yetişi dokzunci daga güri bir koca adam. Koca adam soray:
-Ne zor getiri seni buriye?
Bu da divermiş hep babasiçin. Koca adamın elinde varimiş bir dimir, isla demiş, haçan istisin gidesin o eve git ama ne duyarsen sen arkana bakma. Eger dünersen arkaya, taş olursun. Çocuk ta; bakmam demiş. Baglay bigirini o dimire, açan yetişi hem giri içiri duymiş annesinin sadasını, birden dünmiş arkaya hem taş olmiş. O dimir olmiş koca adam. Babasi kardaşlari bekleyler çucugi dünsün ama bu dünmiy geriye. Bir gün ortanci kardaş demiş:
-Ben gidecim, bakam ne oldi kardaşima.
Haçan yetişi dokuzunci daga, ona da çikay o koca adam hem veri o dimiri hem diy:
-Nasıl sesler duyarsen, arkaya çevrılma.
Bu da almış dimiri hem gitmiş. Haçan yetişmiş o eve, baglamış bigirini o dimire, girmiş içeri, duymiş annesinin ve babasının sadalarını, ama arkaya bakmamiş. Haçan duymiş kardaşının sadasını düney arkaya hem o da taş olmiş. Babası bekliy çocuklarıni, hiçbirisi dünmiy. Bir gün da en küçük çucuk demiş:
-Ben gidecim, ariyem kardaşlarımı.
Babasi:
-Olmas çocugum, ben kaybettim ikisini, istemem seni da kaybedem.
Bu çucuk demiş:
-Ben dünecim geriye.
Çikay yola, nevakit geli dokuzunci daga gene bunun da ününe çikay o koca adam, ona da aynı lafları diy hem veri o dimiri. Çocuk yetişi o eve, bigirini baglay o dimire, giri içeri duyay çişit çişit sadalar, amma bakmay geriye. Yetişi bir sobaya. Sobanin bir tarafında aslan bir tarafında keçi. Aslanin ününde varimiş ot, o keçinin ününde et. Bu da değiştirmiş eti, vermiş aslana, oti keçiye. Haçan gidiy da ileri, güri kraliçe uyumiş. Çok güzel imiş. Bu almiş bülbüli hem çiçegi, kraliçenin parmagından da yüzügi, eney aşiye, hem hep o insanlar ne olmişler taş oliyler gene insan. Haçan oyani kraliçe güri yüzük yok elinde, bülbül yok, hem arslana demiş:
-Git o insani bul ne almiş yüzügümi hem üldür.
Arslan demiş:
-Yok, yapmam, sen bütün zaman bana hep ot verdin, a o bir kerek geldi hem et verdi. Bunlar hepsi kaçmişler, kaçarken koca adam demiş:
-Saklanin bayni yerde zarem kraliçenin vardir ati ne uçay.
Bunlar da saklaniler bir taşin arkasında, kraliçe aramiş bunlari bulamamiş. Bunlar da yetişiler evlerine, yikamişler babasinin yüzüni o çiçeklen, hem başlamiş gürsün. Tam ovakit yetişi bu kraliçe hem evleni o küçük çocuklen. Kirk gün kirk gece dügün yapaylar. ... (Kalkandelen)
aşi(ye): aşağı(ya); ayaktaş: arkadaş; bayni: bazı; bigir: beygir; buri(ye): bura(ya); çişit: çeşit;
çucuk: çocuk; da: daha; dimir: demir; divermek: deyivermek; dünmek: dönmek; gürmek: görmek;
enmek: inmek; gürmek: görmek; güz: göz; haçan: ne zaman; isla: iyi; kerek: kere; kor: kör;
ortanci: ortanca; oyanmak: uyanmak; sikis: sekiz; soba: oda; ün(ünde): ön(ünde);
üldürmek: öldürmek; yog(imiş): yok (imiş); zarem: zira
Makedonya Türkleri’nce söylenen masallarda rastlanılan diğer bir kültürel motif; sayısal değerlerin çoğunlukla üç ve kırk, bazen de kırk bir ile ifade edilmeleridir.
“Devlet Kızi hem Gurbet Çocugi” Masalı’ndan
... Bu çocugi gürür devledın kızı hem aşigolur, niçin bu çocuk imiş çok yakışıkli. Der:
-Kaç paredır bu şeykerler?
Çocuk demiş:
-Üç lira.
Kıs verır üç lira hem der:
-Dağıt şeykerleri maksımlara.
...
... Açar pencerey üç kerek, atar bir sırça su, atar bir gül hem konuşmas. ...
...
... Kıs alır üç yük altın, miskler, kokilar; giderler çocugun evıne. Yaparler kırk gün kırk gece dügün.
... (Vrapçişte)
aşig(olmak): aşık (olmak); gürmek: görmek; kerek: kere; kıs: kız; koki: koku; maksım: küçük çocuk;
pare: para; sırça: cam bardak; şeyker: şeker
“Üç Kardaş” Masalı’ndan
...
Kuş demiş:
-Peki, ben seni gütürürüm, ama kırk koç em kırk furun ekmek bana temin edesın. Er nevakıt agzımi açacim, bir koç em bir ekmek agzıma koyasın.
...
... Kelçe şimdi bir incicide kalfa olur. Padişaha istedıgi incileri o yapabilır, demiş ustasına. Ama kırk mum, kırk oka boza ve kırk kilo kikirik aramiş ondan. ...
... (Ohri)
em: hem; er: her; furun: fırın; gütürmek: götürmek; oka: hokka
“Gülperyanım Gülperyanım” Masalı’ndan
...
... Akşam oli, kız yatar. Kuş gene pencereye gelir ve dey:
-Seni annem benim sobama koydi ama anneme de ki; isterse ben kurtulam, kırk bir paçavra alsın, onlari baglasın ve çüzsün ve yaksın. Ben o vakit kurtulurum.
... (Üsküp)
çüzmek: çözmek; soba: oda
KAYNAKÇA
*Bilkan, A. F. (2001). Masal Estetiği. İstanbul: Timaş Yayınları.
*Hafız, N. (1989). Makedonya Türk Halk Edebiyatı Metinleri. İstanbul: Anadolu Sanat Yayınları.
*Oğuz, M. Ö. (2008). Masallar. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)