yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2011 Pazar

Üsküp'ün pahalı heykelleri neden yeşillendi?



Üsküp Taşköprü'sü yanında geçen yılın Mayıs ayında dikilen Gotse Delçev ve Dame Gruev'in heykellerinde yeşil lekeler ortaya çıktı. Bu iki heyklelin sadece dökümü için bütçeden 850,000 avro halk parası harcandı. Şimdi bu pahalı heykellerin korunması için nekadar para harcanacağını merak ediyorum.


29 Aralık 2010 Çarşamba

Burmalı Camii'nin kitabesi ortaya çıktı

1925 yılında yılkılarn Burmalı Camii'nin kitabesi 85 yıl sonra 20 Aralık 2010'de aniden ortaya çıktı. Makedonya Türkleri'nin milli bayramı olan 21 Aralık Türkçe Eğtim Günü etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen "Makedonya'da Osmanlı İzleri" sergisinde bu kitabe ilk kez kamuoyuna gösterildi. Aslında kitabe kayıp değildi sadece Makedonya Müzesi yıllardır değerlii koalisyonunda yer almasına rağmen kitabenin değerini bilmiyordu. Makedonya Müzesi Müdüresi Meri Anitsin Peyovska bu taşın Burmalı Camii'nin kitabesi olduğunu bilmediğini açıklayarak kitabenin deşifre edilmesinde yardım ettiği için MATÜSİTEB Başkanı Süleyman Baki'ye teşekür etti
Müzede Osmanlııca'dan tercume edilmesi gereken Osmanli dönemine ait diğer değerli eserlerin olup olmadığını ve Üsküp Taşköprü'sünün orjinal kitabesinin nerede olduğunu merak ediyorum. Süleyman Baki ise kitabeyi Burmalı Camii'nde görmek istediğini söyledi. Bilindiği gibi Makedonya Türk Sivil Toplum Teşkilatları Birliği (MATÜSİTEB) Burmalı Camii'nin tekrar inşaa edilmesini talep ediyor. Malesef Üsküp 2014 projesinde Burmalı Camii için yer yok. Caminin yerinde eski Ordu Evi'nin tekrar inşaa edilmesi uygun bulundu.
15 asıra ait Burmalı Camii 1925 yılına kadar Vardar nehrinin sağ yakasında hemen Üsküp Taşköprü'sünün yanında bulunuyordu. Burmali Camii Ordu Evi'nin yapılması için yıkıldı. Ordu Evi'nin yapımı 1925 ile 1929 arasında sürdü. 1963 yılında Üsküp'te meydana gelen büyük depremde hasar gören Ordu Evi, devlet kararıyla 1964 yılında yıkıldı.Üsküp meydanında bulunan bu yer şimdiye kadar boş kaldı.

11 Kasım 2010 Perşembe

Prilepe'nin Çarşı Camii'nde tuvalet yapılıyor

Prilepe merkezinde bulunan Çarşı Camii'nde orta günde bir adam tuvaletini yaptı. Bunu ben ve yanımdaki bir kaç arkadaşım kendi gözlerimizle gördük. Cep telefonumuyla çektiğim fotoğraftaki bu adam küçük tuvaletini yapmasından sonra hiçbir şey olmamış gibi caminin yanında bulunan bir bankta oturdu. Son kez Prilepe'yi ziyaret ettiğimde bu caminin duvarında "Tuvalet Yapmak Yasaktır" yazan bir lehvanın durduğunu ve bunun camiyle ilgili durumun ne kadar vahim olduğunu gösterdiğini blogumda yazmıştım.
O zaman burada tuvalet yapıldığı için bu levhanın konulduğunu düşünmüştüm ve maalesef haklı çıktım. Daha önce Yeni Balkan gazetesi de Çarşı Camii'nde tuvalet yapıldığını görüntülemişti. 1475 yılında yapılan Çarşı Camii 8 Eylül 2001'de Prilepe'de Müslümanların mal ve mülklerine saldırlıldı. Bu sırada Çarşi Camii de kundaklandı.Bu saldırıların gerekçesi olarak Karpalak yerinde yapılan saldırıda 10 Prilepeli askerinin hayatını kaybetmesi kullanıldı. Bu tarihten sonra caminin onarılması için yapılan çabalar sonuç vermedi. Prilepeli Müslümanlar caminin onarılıp ibadet için kullanılmasını talep ediyor. Yerel yönetim ise bu caminin onarılıp müze olarak kullanılmasını ve Müslimanların oturduğu Trizla mahallesinde inşaa edilecek yeni bir caminin ibadet için kullanılmasını istiyor. 19-02-2010'te blogumda Prilepe ve çevresinden gelen Müslümanların Çarşı Camii'nin önünde Cuma namazını kılmak istediğini ama bir grup Prilepeli tarafından engellendiğini yazmıştım. Olay yerinde polislerin bulunmasına rağmen Cuma namazını kılmak isteyenler ve buna karşı gelenlerin bir araya gelmesine izin verildi. Vatandaşların soğukanlığı sayesinde gerginlik kontrolden çıkmadı. Gazeteci olarak ben de oradaydım. O zaman blogumda "Prilepe'de Müslüman olmak gerçekten zor" başlığı altında bir yazı yazmıştım. Prilepe Müftülüğü'ne göre bu kentte eskiden Osmanlı dönemine ait 9 cami ve 9 mescit bulunuyordu . Kalanlardan Zibiya Camii bir tekstil şirketi tarafından kullanılıyor.Kundaklanma olayına kadar ibadet sadece Çarşı Camii'nde yapılıyordu.

27 Haziran 2010 Pazar

Üsküp 2014 projesi kenti ikiye mi bölüyor?



Makedonya'nın çok dinli ve çok etnikli yapısını yansıtmadığına ilişkin eleştirilen Üsküp 2014 projesi çerçevesinde Üsküp Taşköprüsü yanında Vardar'ın sol yakasında Aziz Kiril ile Metodius ve öğrencileri Aziz Kliment ile Naum'un heykelleri dikildi. Aziz Kiril ile Metodius heykelinin maliyeti 530 bin avro ve Jarko Başeski'nin eseri. Pero Kovantsaliev'in yaptığı Aziz Kliment ve Naum heykelinin maliyeti 580 bin avro.


Kiril ve Metodius (Makedonca Kiril ve Metodiy) MS. 9. yüzyılda Selanik'te 'te doğmuş olan Bizanslı Yunan kardeşler, Moravya ve Panonya'da Slavlar arasında Hristiyanlığın yayılmasını sağlayan misyonerler. Misyonerlik görevleri sayesinde Slav halklarının kültürel gelişmeleini etkilemiş ve “Slavların Apostollerı” ünvanına layık görülmüşlerdir. Glagolitik alfabeyi geliştirmişlerdir. Bu alfabe Eski Slav dilinin yazılabilmesi için geliştirilen ilk alfabedir. Kiril alfabesi bu alfabeyi temel almıştır ve bugün Slav dillerinde kullanılmaktadır. Kiril alfabesini ise Kiril ve Metodius'un öğrencileri Ohrili Kliment ve Naum kardeşler geliştirmiştir. Bu bağlamda hem Kiril ve Metodius , hem Ohrili Kliment ve Naum 'a büyük saygı duyuyorum. Milletinizin tarihi kişilerine saygı duyulmasını isterseniz mutlaka diğer milletleirn tarihi kişilerine saygı göstermeniz gerektiğine inaniyorum. Slav ve Makedonlar için çok değerli çalışmalar yaptığı için bu kişilere heykeller yapılması çok doğal.


Üsküp 2014 projesi Makedonya'nın çok dinli ve çok etnikli yapısını yansıtsaydı bu heykellerin yapılmasına karşı hiç bir şey diyemezdim. Ancak 15. asıra ait Burmalı Camii'nin yeniden yapılmasının Üsküp 2014'e dahil edilmemesinden sonra Üsküp Taşköprüsü'ne yaklaştığımda Hristiyanlar'ın yaşadığı bir bölgeye giriyormuşum gibi bir duyguya kapılıyorum. Üsküp'te Vardar'ın sol yakasında Müslümanlar, sağ yakasında ise Hristiyanlar'ın çoğunlukta yaşadığı bilinirse Hükümet'in desteklediği Üsküp 2014 projesiyle bu gerçeğin resmiyet kazanması mı isteniliyor? Zaten Taşköprü'nün tarihi konusunda da farklı görüşler mevcut. Makedonyalı tarihçilerin bir kısmı Bizans veya Duşan köprüsünden söz ederken Türkiye kaynaklarında yer alan veya Türk sanat tarihçilerinin ileri sürdüğü verilere göre, köprü 15.yy’da daha Sultan II Murat zamanında inşa edilmeye başlayıp Sultan II Mehmet döneminde tamamlanmıştır.












4 Haziran 2010 Cuma

İsrail'in saldırısını destekleyenler YouTube'da dünyayı kandırmaya çalışıyor


İsrail'in Gazze'ye insani yardım götüren gemilere saldırısını destekleyen bu videonun altında "Yardım gemileri yolcuları dünyayı nasıl kandırdığını açıklıyor" yazıyor. Videonun başlangıcında şarkı isminin "Biz Dünyayı Kandırdık" olduğu, Türk "Gazze'ye Yardım" şarkısıını ise Kaptan Stabbing (Bıçaklama) ve Dostları grubunun söylediği belirtiliyor.Propaganda amaçlı bu videoda şarkıyı söyleyenler yardım gemileri yolcularını, şarkının sözleri ise bu gemilerin misyonunu temsil ediyor.

We Are The World'un parodisi olan bu şarkının sözleri İngilizce'den tercüme edilirse bu videonun ne kadar saçma olduğu hemen ortaya çıkıyor.

-Dünya, internet ve CNN'e gösteri yapmamız için gereken zaman geldi
-Ölen insanlar olmayınca en iyi yapılabilecek şey azami blöf yaratmaktır.
-Gazze'de kriz, açlık ve hastalık olduğu konusunda rol yaparak günden güne devam etmemiz gerekiyor.
-Çünkü çocukların bazı peynir ve mermi gibi temel ihtiyacalarını milyar dolar bile karşılayamaz.
-Dünyayı terk nedeni yapacağız
-Hamas'ın Rahibe Teresa olduğunu herkesi inandıracağız.
-Biz tabanca ve biçaklarımızla barışçıl yolcuyuz.
-Gerçek hiç bir zaman televizyonlarınıza yol bulmayacak............

Bu şarkının tümünü tercüme etmeye niyetim yok ancak bu video İsrail'in saldırısını savunanların dünya kamuoyunda kulanacak argmanları kalmadığı için nefret söylemi kullanmaya başladığını gösteriyor. Şarkının devamında özelikle İslam fobisi göze çarpıyor. Bu videonun arkasinda Jerusalem Post köşe yazarı Caroline Glick duruyor. Şarkı sözlerinin hiç bir yerinde ölen ve yaralanan yolcularindan söz edilmiyor. Bu trajik olayla alay eden bu videoyu hazırlayanların bazı fanatikleri dışında hiç kimseyi kandırmaya şansı yok.

1 Haziran 2010 Salı

Makedonya'da "Garantili Milletvekili Koltukları" Neden Destek Alamıyor?

Ana muhalefet partisi Sosyal Demokrat Birliği’nin önerdiği küçük etnik topluluklara 10 garantli milletvekili koltuğunun sağlanmasını öngören seçim mevzuatı değşiklği meclis komisyonlarından destek alamadı dolaysıyla genel kuruldan da destek alması zor görünüyor.

Küçük etnik toplulukların partileri ne yapıyor?

İkinci kez garantili milletvekili koltukların sağlanmasını öngören teklifin destek almayacağını gören Küçük etnik toplulukları temsil eden bazı milletvekilleri yeni bir teklif üzerinde çalışmaya başladı. 2007 yılında iktidarın en büyük partisi VMRO DPMNE de garantili milletvekili koltukları öngören bir teklif sunduğu bilinirse küçük etnik topluluklara ait milletvekilleri Makedonya siyasi partilerden destek aldığını düşünerek bu kez Arnavut siyasi partileri ikna etmeye çalışıyor.Demokratk Bütünleşme Birliği ve Yeni Demokrasi bu modelin Badnter oylamasındaki dengeleri bozabileceğinden endişe ediyor. Demokratik Bütünleşme Brliği yasa değişikliğinde küçük etnik topluluklara ait partilerin 10’dan fazla milletvekili kazanıp Arnavutlar'ın Badinter çoğunluğuyla Meclis'te sağladığı gücünü azaltacağını düşünüyor.
Bilindiği gibi anayasada azınlıkları yakından ilgilendiren yasalar için Badinter ilkesinin uygulanması öngörülüyor. Badinter ilkesi gerektiren yasalar Meclis'te onay alması için milletvekili oylarının salt veya üçte ikilik çoğunluğunun yanısıra azınlıklara ait oy çoğunluğunun da sağlanması gerekiyor. Arnavut siyasi partileri mevcut seçim modeliyle 120 koltuklu Makedonya meclsinde 29-30 milletvekili koltuğu kazanıyor ve böylece Badinder ilkesinin uygulandığı oylamalarda kilit rol oynuyor. Bundan dolayı Demokratik Bütünleşme Birliği küçük etnik toplulukların siyasi parti temsilcilerine 10 garintili milletvekili dışında seçilecek küçük etnik topluluklara ait milletvekillerinin Badinter oylamasına katılmamasını önerdi.Arnavut siyasi partilerinin Badinter oylamalarındaki kilit rolünü bozmak istemeyen küçük etnik toplukların siyasi temsilcileri bu öneriyi kabul edici buluyor ama bu teklifin anayasaya aykırı olabileceği konsunda bir kuşku var. Örneğin bu teklife göre Makedon siyasi partilerin listesinden seçilecek azınlıklara ait bir milletvekilinin garantili milletvekili koltuklarından birini kazanacak diğer milletvekilinden farklı haklara sahip olması öngörülüyor. Anayasa'da çoğunlukta olmayan (azınlık) etnik topluklara mensup milletvekillerinden söz ediliyor ve hangi seçim listesinden seçilen azınlıklar arasında fark yapılmıyor. Bu bağlamda böyle bir teklif Anayasa Mahkemesi'nde iptal edilmemesi için büyük bir ihtimalle önceden anayasanın değişmesi gerekecek. Bunun yapılması zor görünüyor çünkü çok etnikli yapıya sahip Makedonya'da anayasa konsunda gereken üçte ikilik çoğunluk çok zor sağlanıyor. Garantili koltuklar dışında diğer partlerin listelernden seçilecek küçük etnk topluluklara ait milletvekillerin
Badnter oylamasına katılmasınının yasaklanmasının anyasaya aykırı olabileceğini hatırlatan gazeteci sorusuna cevaben Türk Demokratik Partisi Başkanı ve Milletvekili Kenan Hasip bu teklifin Demokratk Bütünleşme Birliğine ait olduğunu ve görüşmelerde bu olasılığın gözden geçrileceğini söyledi.Hasip garantili milletvkili koltukların sağlanmasından sonra küçük etnik toplulukların oylarının bu listelere yöneleceğni dolaysıyla büyük siyasi partlerin listelerne daha küçük etnik topluluklara ait adayları dahil etmeleri için ilgilenmeyeceğini vurguladı.Demokratik Bütünleşme Birliği Mlletvekili Rafiz Aliti, ise parti Başkanı Ali Ahmeti’nn küçük etnik toplıkların siyasi temsilcileriyle görüşeceğini açıkladı.
Aliti Badinter çoğunluğunu bozmayacak her teklifnn partisi için kabul edici olduğu ve parti yönetmnde görüşüleceğini söyledi
Sırp Demokratik Partisi Milletvekili ve Başkanı İvan Stoilkoviç, görüş birlğin sağlanması için liderler zirvesi yapılacağını ima etti. Zirvede farklı seçim modellerin de görüşümesi bekleniyor.

Büyük siyasi partiler ne istiyor?

İktidarın en büyük Arnavut partisi Demokratik Bütünleşme Birliği ise 1 ya da 3 seçim bölgeli nispi temsil sistemini benimsiyerek bu seçim modeliyle daha çok Arnavut'un Meclis'e girebileceğini düşünüyor. Bu iki seçim modelini ise en büyük iki Makedon partisi VMRO DPMNE ve Sosyal Demokrat Birliği kabul etmiyor VMRO DPMNE 2007 yılında ve Sosyal Demokrat Birliği 2010 yılında önerdiği ve destek alamadığı seçim modeline göre küçük etnik topluluklara 10 garantili milletvekili koltuğun sağlanması ve bu milletvekillerin bir seçim bölgeli nisbi temsil sistemiyle seçilmesi öngörülüyor. Bu koltıklar son sayımın sonuçlarına göre ayrılması , bu bağlamda da Türkler'e 4, Sırplar'a ve Romanlar'a ikişer, Boşnaklar'a ve Ulahlar'a ise birer milletvekili koltuğun sağlanması öneriliyor.Bu teklife göre 6 seçim bölgeli nisbi temsil sistemiyle seçilen mevcut 120 Milletvekili, 10 garantili Milletvekili ve diyasporaya ayrılan 3 Milletvekili koltuğuyla birlikte Makedonya Meclisi'ndeki Milletvekili sayısı 133'e yükselmiş olacak. Bu teklifle bu iki parti Arnavut siyasi partilerin Badinter çoğunluğundaki tekelini bozmak istiyor.

Küçük etnik topluluklarla oynanan oyun

VMRO DPMNE 2007 yılında önerdiği bu yasa değişikliği sayesinde Sosyal Demokrat Birliği listesinden giren küçük etnik topluluklara ait milletvekillerin oylarını almayı başarmıştı. O dönemde bu teklife karşı gelen Sosyal Demokrat Birliği 2010 yılında , yanlışlığını fark edip hemen hemen aynı yasa değişikliğini önererek kaybettiği küçük etnik topluluklara yaklaşmaya çalışıyor. Demokratik Bütünleşme Birliği ise küçük etnik toplulukların temsilcileriyle görüşerek garantili milletvekili koltuklara karşı olmadığını göstermek istiyor. Seçim modelleriyle tüm bu oyunların hedefinin Makedonya nüfsunun yüzde 10'nu temsil eden küçük etnik topluklara ait oyların kazanması olduğu ve büyük siyasi partilerin aslında mevcut durumunun değişmesini istemediği ortaya çıkıyor. Bu oyunun oynanması için sadece teklifin geçmeyeceğinden emin olmanız gerekiyor. Bu oyun yüzünden garantili milletvekili koltuklarıyla ilgili yasa değişikliği şimdiye dek iki kez gereken desteği alamadı ve bu oyun bozulmadan destek alması da çok zor görünnüyor. Meclis'e sadece büyük siyasi partilerin listelerinden girebilen küçük etnik toplukların siyasi partileri bu oyunu bozamıyor çünkü koalisyonda bulundukları büyük siyasi partilere bu oyunu oynamak istmedeklerini söyleyemiyor. Makedonya Anayasası'nda öngörülen hakça temsil ilkesi 9 yıl yürürlükte olmasına rağmen Makedonya Meclisi'nde küçük etnik topluklar için uygulanmıyor. Bu durumun devam etmesinden statükocu büyük siyasi partiler sorumludur.

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Gotse Delçev ve Dame Gruev heykeleri hakimiyet gösterisi mi?


Makedonya kamuoyunda büyük polemikler yol açan Üsküp 2014 projesi çerçevesinde 2 Mayıs'ta gece yarısından sonra Osmanlı devletine karşı savaşan Makedon devrimcileri Gotse Delçev ve Dame Gruev'in 5 metrelik heykelleri dikildi. Bu heykelerle Üsküp'ün simgesi Taşköprü şimdi farklı bir görünüme kavuştu daha doğrusu arka plana atıldı. Taşköprü'nün yanında daha iki yaya köprüsünün yapılması ve diğer tarafında 5 metrelik iki heykelin daha dikilmesinin öngörüldüğü bilinirse Üsküp'ün simgesinden söz etmek mümkün mü? Bir kentin smigesi olan bir yapıya böyle mi saygı gösterilir? Öte yandan Taşköprü'nün tarihi konusunda da farklı görüşler mevcut. Makedonyalı tarihçilerin bir kısmı Bizans veya Duşan köprüsünden söz ederken Türkiye kaynaklarında yer alan veya Türk sanat tarihçilerinin ileri sürdüğü verilere göre, köprü 15.yy’da daha Sultan II Murat zamanında inşa edilmeye başlayıp Sultan II Mehmet döneminde tamamlanmıştır.Üsküp 2014 projesi tek etnikli ve tek dinli bir proje olarak Makedonya'daki Arnavut ve Türk siyasi partileri ve sivil toplum kuruluşları tarafından sert bir dille eleştirilmişti. Bu projeyi destekleyen iktidarın en büyük partisi VMRO DPMNE bu eleştirilerden sonra bu projeye diğer etnik etnik toplulukları için tarihi önem taşıyan bazı ünlü kişilerin heykellerini de dahil etmeye hazır olduğunu açıkladı. Öte yandan Üsküp meydanında kilisenin yapılması için yer verimesine rağmen 1925 yılında Sırp yönetimi tarafından yıkılan Burmalı Camii'nin yeniden inşaa edilmesinin öngörülmemesi Makedonya Müslümanlarını kızdırdı. Kriz döneminde heykellere para harcamyı israf oduğunu açıkayan ana muhalefet partisi Sosyal Demokrat Birliği ise heykellerin gecenin köründe dikilmesi korkaklık olarak değrelendirdi. Sadece bu iki heykelin dökümü için 850,000 avro harcandığı açıklanıyor. Muhalefet Üsküp 2014 projesi için 200 milyon avro harcanacağını iddia ediyor. Makedonyalı heykeltraş Jarko Başeski'nin yaptığı Gotse Delçev ve Dame Gruev'in atlı heykellerinin ilginç tarafı ise 1937 yılında Hırvat heykeltraş Antun Augustinçiç'in yaptığı Kral Petar ve Kral Aleksandar'ın atlı heykellerin bulunduğu aynı yerde olmasıdır.Kral Petar ve Kral Aleksandar heykelleri 2. Dünya Savaşı esnasında yıkıldı.Heykellerin dikildiği dönemde Makedonya Sırbistan'ın hakimiyeti altındaydı ve Sırbistan kendi hakimiyetini göstermek için Vardar'ın sağ yakasında hemen Taşköprü'nün girişinde bu heykelleri dikmiş, daha önce de 1925 yılında hemen yanındaki Burmalı Camii yıkmış ve yerinde Ordu Evi'ni inşaa etmişti.Tarih tekerrür mü ediyor?Bu kez kimin hakimiyeti söz konusu?