Ana muhalefet partisi Sosyal Demokrat Birliği dün akşam İştip’te düzenledği mitingde erken seçim için mücadelesini başlattığını açıkladı. Bu parti 16 Aralık'ta Meclis'te hükümet aleyhinde güvenoyu oylamanın yapılmasını önerecek. Hükümetin güvenoyu almaması için 120 koltuklu Meclis'te muhalefetin 61 oy sağlaması gerekiyor. Öte yandan VMRO DPMNE'nin önderliğindeki koalisyon ve Demokratik Bütünleşme Birliği'nin oluşturduğu hükümet koalisyon üçte ikilik çoğunuluğa sahip. Sadece VMRO DPMNE'nin önderliğindeki koalisyonda ise 63 Milletvekili var. Tsrvenkovski, “Biz Meclis’te güç dengelerini biliyoruz ve rönesansçıların kendilerine karşı oy verceğini hayal etmiyoruz.Hedefimiz, VMRO DPMNE’nin koalisyon partneleri, hem küçükleri hem büyükler, hem Makedon hem diğer etnik toplulukların zamanında hangi taraftan olduklarını ve Makedonya’nın nasıl bir geleceğini istediklerini ifade etmelerini amaçlıyoruz“ dedi.Tsrvenovski, seçimlerin adaletli ve demokratik olması için temel koşulların oluşturulması amacıyla, seçim yasasında hızlı bir prosedürle gereken değişikliklerin yapılması ve seçmen kütüğünün temizlenmesi için tüm Meclis partilerine çağırıda bulundu. Tsrvenovski Avroatlantik bütünleşme sürecinde hiç bir ilerleme kaydedilmediğini ve iktidarın ülkeyi Avrupa Birliği ve NATO’dan uzaklaştırmak istediğini söyledi. Tsrvenkovski “1995’te barış için Ortaklık’a üye olmamız, 2001’de İstikrar ve Katılım Anlaşması’nın imzalamamız, 2003’te Adriyatik grubunda üye olmamız ve 2005 yılında Yunanistan’nın hiçbir engeli olmadan Avrupa Birliği’ne aday ülke durumuna ulaşmamız nasıl gerçekleşebildi de rönesans vatanseverlerinin iktidarı döneminde bir adım bile ileri gidemiyoruz“ dedi.Branko Tsrvenkovski iktidarın ekonomik canlanma ve fakirliğin azalmasını vaat ettiğini ancak onların 5 yıllık iktidarı döneminde rekor düzeyde fakirlik, işsizlik ve az yatırımların kayedildiğini vurguladı.
Başbakan Nikola Gruevski Sosyal Demokrat Birliği’nin dünkü mitingini değerlendirerek bunun partinin meşru hakkı olduğunu ancak yeni bir şey olmadığını söyledi.Gruevski, “Bu akşam duyduklarımda gerçekten yeni bir şey yok. Branko Tsrvenovski konuşmalarını tekrarlıyor.O bunu 15 yıldır yapıyor ve özel olarak yeni bir şey yok“ dedi.
Gruevski’ye göre Sosyal Demokrat Birliği’nin konsepsiyonu ve programı yok.Sadece eleştiriyor ve ne yapacağını açıklamıyor.
22 Kasım 2010 Pazartesi
20 Kasım 2010 Cumartesi
Makedonya Gazetecileri Kendi Yönetimini Seçemedi
Makedonya Gazeteciler Derneği bugün kendi yönetimini seçmek için meclisini topladı ama çalışmaya bile başlamadan oturmu erteledi. Dün öğleden sonra yapılan 150 üzerinde ve bugün içersinde yapılan yaklaşık 120 üyelik başvurusu yüzünden üyelikleri doğrulayan komisyon meclisteki üye sayısını saptayamadi. Üyeler arasında gazeteci olmayan bazı kişilerin toplantıya katıldığı ve bu işte siyasetin parmağı olduğu iddiaları da yayıldı. Yönetim seçim sürecine gölge düşmemesi gerekçesiyle otrumu ertelediğini açıkladı.Bu kararı bazı üyeler destekledi, bazıları ise karşı geldi.
Makedonya Gazeteciler Derneği'nin onayladığı yeni tüzüğünde delege sisteminden vazgeçilip bu meclis toplantında ilk kez tüm üyelerinin oy kullanması öngörülmüştü. Üyelikleri doğrulayan komisyon son üyelik başvurularını inceleyip gazeteci olmayan kişilerin olup olmadığını araştıracak. Makedonya Gazeteciler Derneği yönetimi 2 ya da 3 hafta sonra, başkan, yönetim kurulu, denetim kurulu ve onur konseyi koltuklarında oturcak kişilerin seçilmesi için tekrar meclisi toplayacak. Meclis toplantısından bir hafta önce üye kütüğü kapatılacak ve meclis toplantısına kadar yeni üyelik başvuruları alınmayacak. Gelecek toplantının sorunsuz geçeceğini ve bu kez Makedonya gazetecilerin demokrasi sınavıni geçeceğini ümit ediyorum.
19 Kasım 2010 Cuma
Neden kamuoyu araştırmaları Makedonya'yı iki uluslu devlet olarak gösteriyor
Makedonlar yüzde 71, Arnavutlar yüzde 24, diğer toplumlar yüzde 5. Diğer toplumlar arasında yer alan Türkler ise sadece yüzde 1. Korkmayın bu rakamlar gelecek sene yapılacak sayımın sonuçları değil sadece Demokrasi Enstütüsü’nün Makedonya Meclisi’yle ilgili araştırmasında telefon yoluyla rasgele seçtiği örneklemde etnik toplulukların nasıl temsil edildiğini gösteriyor. Demokrasi Enstütüsü dün rasgele seçilen 1105 kişinin araştırılduığını ve bu örneklemin nüfusun etnik yapısına da saygı gösterdiğini iddia etti. Ama malesef araştırmadaki rakamlar bunu yalanladı. 2002 sayımında nüfusun yaklaşık yüzde 11’ini temsil eden kuçuk etnik topluluklar araştırmada örneklemin yüzde 5’ini, müfusun yüzde 3.85’ini temsil eden Türkler ise araştırmada örneklemin sadece 1’ini temsil ediyor. Demokrasi Enstütüsü araştırmada daha küçük etnik toplulkların az temsil edilmesini telefon yoluyla yapılan yöntemin eksikliklerine bağladı.
Demokrasi Enstütüsü Mişa Popoviç: "Telefon yoluyla yapılan araştırmalarda rasgele seçim yöntemiyle daha küçük grupların gerçek olarak temsil edilmesi çok zordur.Örneğin telefon araştırmlarında Türkler ya da Romanlar için şöyle düşünüyor dememiz Makedon ve Arnavutlar için şöyle düşünüyor dememize kıyasen çok daha zordur. Bu Makedonya’nın bir nüfus gerçeğidir ve bundan dolayı daha küçük grupların araştırılması için daha iyi yöntemler nitelikli yaklaşım sağlayan araştırma yöntemleridir.İlgi grupları ,söyleşiler. Örneğin önde gelenlerle söyleşiler gibi.Ya da önde gelenlerin olmasına da gerek yok . Bunun için uygun yöntemler mevcuttur.
Örneğin Türkler, Sırplar, Romanlar, Boşnaklar ve diğelerinin sayısını tuturmak için isteiğimiz kadar çaba sarfetsek bile her zaman onlar gerçek nüfusundan daha az temsil edilecektir. Çünkü rasgele yöntemiyle büyük ölçüde Makedon ve Arnavutlar’ın telefonları seçiliyor. Bu Makedonya gerçeğidir. Biz de bundan memnun değiliz." dedi.
Makedonya'da telefonla yapılan araştırmlarda Türk partilerni görmediğiniz için saşmayın çünkü bu partilerin sonuçlarını tahmin etmek çok zor.Büyük partilerde ise tahmin edilen ve gerçek sonuçlar arasındaki fark kuçuk olduğu için seçim ya da reyting sonuçları sadece bu partiler için yapılıyor.
Mişa Popoviç: "Bu özellikle genel seçimde daha küçük siyasi partilerin sonuçlarının saptanılmasında farkediliyor. Örneğin küçük partilerde anketle tahmin edilen sonuçlar ve gerçek seçim sonuçları arasındaki fark VMRO DPMNE ve Sosyal Demokrat Birliği’nin sonuçlarındaki farka kıyasen daha büyüktür. diye konuştu.
Araştrmlarda Türkler gerçek sayıyla da kapsansa bile Türkler’in çoğunun ne düşündüğü konsunda hüküm vermek de çok zor. Bundan dolayı araştırmacılar işlerini kolaylaştırmak için Makedon ve Arnavut grubunun dışında diğerler grubunu yarattılar. Bu grub farklı etnik gruplar ve farklı görüşler içerdiği için üçüncü bir güç olarak görünmüyor.
Popoviç: "Biz bu yüzde 3.80’e ulaşsak bile sayı açısından çok az Türk arştırılacak. Öyle değil mi? Siz gazeteci olarak bu etnik grubun reel temsil edildiği için memnun olacaksınız ancak araştırılanların sayısının az olduğu için tesadüfen Türkler’de bazı siyasi görüş gerçek olarak temsil edilmeyebilir. Örneğin rasgele olarak 30 Türk’e telefon açmışsınız. Tesadüfen bu 30 Türk’ten 15’i bazı siyasi görüşü açıklamış.Bazıları bilmiyorum demiş. Üçüncüleri ise aksini söylemiş. Ancak araştırılan 30 kişiyle verilen hükmün doğruluğu çok azdır.
Söylediğim gibi sayı yüz üzerinde, yüzlerce olması gerekiyor.Bu diğerler grubuyla biz araştırmacılar olarak pratik olarak bu tür hükümleri vermemeyi deniyoruz. Çünkü bu adaletli olmaz. Ben şu anda Türkler şöyle düşünüyor diyebilirim. Ancak bu yüzde bir bile değil. Anliyor mısınuz. Biz bunu kötü niyetli yapmıyoruz. Ya da diğer etnik grupların daha az değerli olduğunu söylemiyoruz.Ancak başka bir önemli huzusu söylemek istiyorum. Makedonya’da siyaset Makedon ve Arnavut siyasi blokuna ayrılmıştır. Bu durumdan biz sorumlu değiliz." şeklinde konuştu.
Makedonya’da telefonla yapılan kamuoyu araştırmaların çoğu ister istemez Makedonya’yı çok uluslu değil iki uluslu devlet olarak gösteriyor.Bu eksikliği hal eden diğer araştırma yöntemleri daha pahalı olduğu için şimdilik çok az tercih ediliyor. Bundan dolayı telefon araştırmalarının küçük etnik topluklarıyla ilgili sonuçlarını her zaman çok dikkatlı okumak, daha doğrusu uzmanların bu sonuçları nasıl okuduğunu bilmek gerekiyor.
Demokrasi Enstütüsü Mişa Popoviç: "Telefon yoluyla yapılan araştırmalarda rasgele seçim yöntemiyle daha küçük grupların gerçek olarak temsil edilmesi çok zordur.Örneğin telefon araştırmlarında Türkler ya da Romanlar için şöyle düşünüyor dememiz Makedon ve Arnavutlar için şöyle düşünüyor dememize kıyasen çok daha zordur. Bu Makedonya’nın bir nüfus gerçeğidir ve bundan dolayı daha küçük grupların araştırılması için daha iyi yöntemler nitelikli yaklaşım sağlayan araştırma yöntemleridir.İlgi grupları ,söyleşiler. Örneğin önde gelenlerle söyleşiler gibi.Ya da önde gelenlerin olmasına da gerek yok . Bunun için uygun yöntemler mevcuttur.
Örneğin Türkler, Sırplar, Romanlar, Boşnaklar ve diğelerinin sayısını tuturmak için isteiğimiz kadar çaba sarfetsek bile her zaman onlar gerçek nüfusundan daha az temsil edilecektir. Çünkü rasgele yöntemiyle büyük ölçüde Makedon ve Arnavutlar’ın telefonları seçiliyor. Bu Makedonya gerçeğidir. Biz de bundan memnun değiliz." dedi.
Makedonya'da telefonla yapılan araştırmlarda Türk partilerni görmediğiniz için saşmayın çünkü bu partilerin sonuçlarını tahmin etmek çok zor.Büyük partilerde ise tahmin edilen ve gerçek sonuçlar arasındaki fark kuçuk olduğu için seçim ya da reyting sonuçları sadece bu partiler için yapılıyor.
Mişa Popoviç: "Bu özellikle genel seçimde daha küçük siyasi partilerin sonuçlarının saptanılmasında farkediliyor. Örneğin küçük partilerde anketle tahmin edilen sonuçlar ve gerçek seçim sonuçları arasındaki fark VMRO DPMNE ve Sosyal Demokrat Birliği’nin sonuçlarındaki farka kıyasen daha büyüktür. diye konuştu.
Araştrmlarda Türkler gerçek sayıyla da kapsansa bile Türkler’in çoğunun ne düşündüğü konsunda hüküm vermek de çok zor. Bundan dolayı araştırmacılar işlerini kolaylaştırmak için Makedon ve Arnavut grubunun dışında diğerler grubunu yarattılar. Bu grub farklı etnik gruplar ve farklı görüşler içerdiği için üçüncü bir güç olarak görünmüyor.
Popoviç: "Biz bu yüzde 3.80’e ulaşsak bile sayı açısından çok az Türk arştırılacak. Öyle değil mi? Siz gazeteci olarak bu etnik grubun reel temsil edildiği için memnun olacaksınız ancak araştırılanların sayısının az olduğu için tesadüfen Türkler’de bazı siyasi görüş gerçek olarak temsil edilmeyebilir. Örneğin rasgele olarak 30 Türk’e telefon açmışsınız. Tesadüfen bu 30 Türk’ten 15’i bazı siyasi görüşü açıklamış.Bazıları bilmiyorum demiş. Üçüncüleri ise aksini söylemiş. Ancak araştırılan 30 kişiyle verilen hükmün doğruluğu çok azdır.
Söylediğim gibi sayı yüz üzerinde, yüzlerce olması gerekiyor.Bu diğerler grubuyla biz araştırmacılar olarak pratik olarak bu tür hükümleri vermemeyi deniyoruz. Çünkü bu adaletli olmaz. Ben şu anda Türkler şöyle düşünüyor diyebilirim. Ancak bu yüzde bir bile değil. Anliyor mısınuz. Biz bunu kötü niyetli yapmıyoruz. Ya da diğer etnik grupların daha az değerli olduğunu söylemiyoruz.Ancak başka bir önemli huzusu söylemek istiyorum. Makedonya’da siyaset Makedon ve Arnavut siyasi blokuna ayrılmıştır. Bu durumdan biz sorumlu değiliz." şeklinde konuştu.
Makedonya’da telefonla yapılan kamuoyu araştırmaların çoğu ister istemez Makedonya’yı çok uluslu değil iki uluslu devlet olarak gösteriyor.Bu eksikliği hal eden diğer araştırma yöntemleri daha pahalı olduğu için şimdilik çok az tercih ediliyor. Bundan dolayı telefon araştırmalarının küçük etnik topluklarıyla ilgili sonuçlarını her zaman çok dikkatlı okumak, daha doğrusu uzmanların bu sonuçları nasıl okuduğunu bilmek gerekiyor.
11 Kasım 2010 Perşembe
Prilepe'nin Çarşı Camii'nde tuvalet yapılıyor
Prilepe merkezinde bulunan Çarşı Camii'nde orta günde bir adam tuvaletini yaptı. Bunu ben ve yanımdaki bir kaç arkadaşım kendi gözlerimizle gördük. Cep telefonumuyla çektiğim fotoğraftaki bu adam küçük tuvaletini yapmasından sonra hiçbir şey olmamış gibi caminin yanında bulunan bir bankta oturdu. Son kez Prilepe'yi ziyaret ettiğimde bu caminin duvarında "Tuvalet Yapmak Yasaktır" yazan bir lehvanın durduğunu ve bunun camiyle ilgili durumun ne kadar vahim olduğunu gösterdiğini blogumda yazmıştım.
O zaman burada tuvalet yapıldığı için bu levhanın konulduğunu düşünmüştüm ve maalesef haklı çıktım. Daha önce Yeni Balkan gazetesi de Çarşı Camii'nde tuvalet yapıldığını görüntülemişti. 1475 yılında yapılan Çarşı Camii 8 Eylül 2001'de Prilepe'de Müslümanların mal ve mülklerine saldırlıldı. Bu sırada Çarşi Camii de kundaklandı.Bu saldırıların gerekçesi olarak Karpalak yerinde yapılan saldırıda 10 Prilepeli askerinin hayatını kaybetmesi kullanıldı. Bu tarihten sonra caminin onarılması için yapılan çabalar sonuç vermedi. Prilepeli Müslümanlar caminin onarılıp ibadet için kullanılmasını talep ediyor. Yerel yönetim ise bu caminin onarılıp müze olarak kullanılmasını ve Müslimanların oturduğu Trizla mahallesinde inşaa edilecek yeni bir caminin ibadet için kullanılmasını istiyor. 19-02-2010'te blogumda Prilepe ve çevresinden gelen Müslümanların Çarşı Camii'nin önünde Cuma namazını kılmak istediğini ama bir grup Prilepeli tarafından engellendiğini yazmıştım. Olay yerinde polislerin bulunmasına rağmen Cuma namazını kılmak isteyenler ve buna karşı gelenlerin bir araya gelmesine izin verildi. Vatandaşların soğukanlığı sayesinde gerginlik kontrolden çıkmadı. Gazeteci olarak ben de oradaydım. O zaman blogumda "Prilepe'de Müslüman olmak gerçekten zor" başlığı altında bir yazı yazmıştım. Prilepe Müftülüğü'ne göre bu kentte eskiden Osmanlı dönemine ait 9 cami ve 9 mescit bulunuyordu . Kalanlardan Zibiya Camii bir tekstil şirketi tarafından kullanılıyor.Kundaklanma olayına kadar ibadet sadece Çarşı Camii'nde yapılıyordu.
O zaman burada tuvalet yapıldığı için bu levhanın konulduğunu düşünmüştüm ve maalesef haklı çıktım. Daha önce Yeni Balkan gazetesi de Çarşı Camii'nde tuvalet yapıldığını görüntülemişti. 1475 yılında yapılan Çarşı Camii 8 Eylül 2001'de Prilepe'de Müslümanların mal ve mülklerine saldırlıldı. Bu sırada Çarşi Camii de kundaklandı.Bu saldırıların gerekçesi olarak Karpalak yerinde yapılan saldırıda 10 Prilepeli askerinin hayatını kaybetmesi kullanıldı. Bu tarihten sonra caminin onarılması için yapılan çabalar sonuç vermedi. Prilepeli Müslümanlar caminin onarılıp ibadet için kullanılmasını talep ediyor. Yerel yönetim ise bu caminin onarılıp müze olarak kullanılmasını ve Müslimanların oturduğu Trizla mahallesinde inşaa edilecek yeni bir caminin ibadet için kullanılmasını istiyor. 19-02-2010'te blogumda Prilepe ve çevresinden gelen Müslümanların Çarşı Camii'nin önünde Cuma namazını kılmak istediğini ama bir grup Prilepeli tarafından engellendiğini yazmıştım. Olay yerinde polislerin bulunmasına rağmen Cuma namazını kılmak isteyenler ve buna karşı gelenlerin bir araya gelmesine izin verildi. Vatandaşların soğukanlığı sayesinde gerginlik kontrolden çıkmadı. Gazeteci olarak ben de oradaydım. O zaman blogumda "Prilepe'de Müslüman olmak gerçekten zor" başlığı altında bir yazı yazmıştım. Prilepe Müftülüğü'ne göre bu kentte eskiden Osmanlı dönemine ait 9 cami ve 9 mescit bulunuyordu . Kalanlardan Zibiya Camii bir tekstil şirketi tarafından kullanılıyor.Kundaklanma olayına kadar ibadet sadece Çarşı Camii'nde yapılıyordu.
9 Kasım 2010 Salı
Avrupa Komısyonu’nun 2010 Makedonya ilerleme raporunda Türkler de anılıyor
Avrupa Komısyonu’nun 2010 Makedonya ilerleme raporu bugün yayınlandı. Raporda Makedonya Türkleri iki yerde anılıyor:
Avrupa Komisyonu’nun 2010 ilerleme raporunu Avrupa Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Füle açıkladı. Basın toplantısında Makedonya'yla ilgili iki cümle söylendi:
"Azınlık ve kültür haklarında küçük bir ilerleme kaydeilmiştir. Çoğunlukta olamyan toplulukların korunmasıyla ilgili yasal çerçeve büyük ölçüde uygulanıyor ancak bunun Ohri Çerçeve Anlaşması'nın ruhuna tamamen saygı göstererek etkili bir şekilde uygulanmasının hala sağlanması gerekiyor. Kamu yönetimde çoğunlukta olmayan toplumlarla ilgili hakça temsil ilkesinin uygulanmasında bazı ilerleme kaydedilmiştir . Ancak daha küçük toplumlar özelikle Romanlar ve Türkler dezavantajlı olmaya devam ediyor. "
"Nüfusun yüzde 20'si altında temsil edilen azınlıkların (Türkler, Romanlar, Sırplar, Boşnaklar ve Ulahlar) haklarını korumakla görevli acente halen tam işler halde değil. Acente, yetkileri, bütçesi ve görevinin belirlerlenmemiş olmasından dolayı daha küçük azınlıkların haklarını korumak için önemli bir faaliyet ya da girişim üstlenemedi.Öte yandan Avrupa Komısyonu geçen yıl olduğu gibi 2010 raporunda da Makedonya’nın Avrupa Birliği'yle üyelik müzakerelerine başlaması doğrultrundaki tavsiyesini tekrarladı, ama bu kez de müzakere tarihi belirlemedi. Böylece Makedonya Avrupa Birliği üyeliği için aday ülke olarak gösterilmesinden 5 yıl sonra da üyelik müzakerelerin başlamasına yönelik ilerleme kaydetmedi. Bu doğrultuda en büyük engel Makedonya ile Yunanistan arasındaki isim sorunu gösteriliyor.
Kamu yönetimde daha küçük toplumların, özellikle Türk ve Roman toplumunun temsil edilmesi halen düşük kalıyor. "
Avrupa Komisyonu’nun 2010 ilerleme raporunu Avrupa Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Füle açıkladı. Basın toplantısında Makedonya'yla ilgili iki cümle söylendi:
"Makedonya Eski Yugoslaviya Cumhuriyeti siyasi kriterleri yeterli düzeyde yerine getirdi ve Komisyon üyelik müzakerelerin açılmasıyla ilgili 2009 yılındaki tavsiyesini yineledi. Müzakerelerin başlaması için üye ülkelerin oybirliğiyle verilmiş bir kararı gerekli olduğu için isim sorununda Birleşmiş Milletler himayesi altında müzakere sonucu sağlanan ve iki taraftan kabul edilen bir çözümün bulunması şarttır."80 sayfalık 2010 Makedonya ilerleme raporunda şunlar belirtildi:
"Makedonya Eski Yugoslaviya Cumhuriyeti siyasi kriterleri yeterli düzeyde yerine getirmeye devam ediyor. 2009 yılına yapılan önemli reformlardan sonra inişli çıkışlı bir hızla ek ilerleme kaydedildi. Genel olarak, iktidar koalisyonu istikrarlı ve siyasi kuvvetler arasında işbirliği var. Parlamento reformu, polis, yargı, kamu yönetim, azınlıkların korunmasına ve sayglınmasında bazı ilerlemeler elde edilmiştir. Ancak siyasi kriterlerle ilgili alanların çoğunda ek çabanın sarfedilmesi gerekiyor. Bu bağlamda yargının bağımsızlığı, kamu yönetimdeki reformlar ve medyadaki ifade özgörlüğüyle ilgili devam eden kaygılar özellikle önemlidir.Siyasi diyalog güçlenmelidir. "Avrupa Komisyonu ekonominin istikrarlı olmasını olumlu değrelendirirken Makedonya’da işsizlik orantısının çok yüksek olmasında endişe ettiğini vurguladı.
4 Kasım 2010 Perşembe
Makedonya „Doing Business 2011“ raporunun sıralamasında 38. yeri aldı
Makedonya Dünya Bankası’nın „Doing Business 2011“ raporununda 183 ülkeyi kapsayan sıralmada 38. yeri aldı.
Makedonya sıralamda son rapora kıyasen iki yer gerilemesine rağmen bölge ülkelerini arkasında bıraktı. Sıralamada Slovenya 42. , Bulgaristan 51. Türkiye 65. Arnavutluk 82. Hırvatistan 84. Sırbistan 89. Yunanistan 109. ve Kosova 119. yerini alarak Makedonya’nın arakasında kaldılar.
Rapor 9 kategori üzerine yapılıyor. Makedonya, geçen rapora kıyasen iş kurma ve vergi ödeme kategorilerinde ilerleme , inşaat izinlerin alınması ve yatırımcıların korunmasıyla ilgili kategorilerede aynı düzeyi , mülk kaydetme , kredi sağlama, sınır ötesi ticaret, anlaşmalaın uygulanması ve iş kapatma kategorilerinde ise gerileme kaydetti.
„Doing Business 2011“raporunda Singapur, Hong Kong ve Yeni Zelanda sıralamda ilk yerleri alırken, sıralamanın dibinde Burundi, Merkez Afrika Cumhuriyeti ve Çad bulunuyor.
Makedonya sıralamda son rapora kıyasen iki yer gerilemesine rağmen bölge ülkelerini arkasında bıraktı. Sıralamada Slovenya 42. , Bulgaristan 51. Türkiye 65. Arnavutluk 82. Hırvatistan 84. Sırbistan 89. Yunanistan 109. ve Kosova 119. yerini alarak Makedonya’nın arakasında kaldılar.
Rapor 9 kategori üzerine yapılıyor. Makedonya, geçen rapora kıyasen iş kurma ve vergi ödeme kategorilerinde ilerleme , inşaat izinlerin alınması ve yatırımcıların korunmasıyla ilgili kategorilerede aynı düzeyi , mülk kaydetme , kredi sağlama, sınır ötesi ticaret, anlaşmalaın uygulanması ve iş kapatma kategorilerinde ise gerileme kaydetti.
„Doing Business 2011“raporunda Singapur, Hong Kong ve Yeni Zelanda sıralamda ilk yerleri alırken, sıralamanın dibinde Burundi, Merkez Afrika Cumhuriyeti ve Çad bulunuyor.
3 Kasım 2010 Çarşamba
Naumovski: Makedonya’nın Avrupa Birliği üyeliği Yunanistan’ın da lehinedir
Makedonya’nın Avrupa Birliği üyeliği Makedonya vatandaşları ve devletin yanısıra Yunanistan dahil olmak üzere Avrupa Birliği’nin de lehinedir.Bunu bugün Avrupa İşlerinden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Vasko Naumovski açıkladı.Naumovski, “Yunanistan’ın bizi engeleme niyetinin ne zamana kadar süreceğini bilmiyorum.Makedonya’nın AB’yle üyelik müzakerelerin başlaması ve AB üyelemiğiz, Yunanistan’ın siyasi, ekonomik ve güvenlik menfaatlarının gerçekleşmesi doğrultusundadır. Biz Yunanistan dahil olmak üzere tüm komşularımızla iyi ilişkiler inşaa etmeyi ve gelecekte AB’nin üye ülkeleri olarak ortaklaşa Avrupa politikalarının ortak bölgemize odaklanması için katkıda bulunmak istiyoruz “ dedi. Bu yıl Avrupa Komisyonu’nun ilerleme raporunda gerçekleşen işlerin uygun bir şekilde değerlendirileceğini bekleyen .Naumovski “Rapor için yapılması gereken her şeyi yaptık. “ dedi. Vizelerin kalkamasından sonra meydana gelen suistimaller ve bu konudaki Brüksel’in itirazlarıyla ilgili gazeteci sorusunu yanıtlayan Naumovski, devletin bunun engellenmesi için gerekene önlemleri aldığını açıklayarak vatandaşların bilgisizliğinden maddi kazanç elde etmeyi deneyen bazi turizm acentelerin hilelerine uymamaları için çağırıda bulundu. Naumovski “Makedonya vatandaşlarının Avrupa Birliği’ne üye olan ülkelerde iltica etmek için sıfır şansları var. Tüm vatandaşların şuurlu bir şekilde vize rejimin liberalleşmesinin faydalarını kullanmaları için çağırıda bulunuyorum . Bu rejim Avrupa Birliği’ne üye olan ülkelerde uzun kalmak ya da yaşamak için değil kısa vadeli ziyaret, turistik ya da eğitim amaçlı yolculuklar için kullanılıyor“ şeklinde konuştu.
1 Kasım 2010 Pazartesi
Makedonya'da nüfus sayımıyla igili tartışmalar sokağa mı taşınıyor
Yeni Demokrasi nüfus sayımı yasasıyla ilgili tartışmaları sokağa taşıyacak. Bugün Meclis"in Siyasi Sistem ve Topluluklar Arası İlişkiiler Komisyonu'nda Adalet Bakanı Mihaylo Manevski Yeni Demokrasi’nin önerdiği değişikliğini reddedince bu partinin milletvekilleri komisyon toplantısını terkederek bu yasanın genel kurul’da görüşüleceği gün Meclis önünde protesto düzenleyeceklerini açıkladı. Bu partinin değişikliğiyle nüfus sayımının yasada öngörüldüğü gibi 1 ile 15 Nisan 2011 ‘de değil 1 ile 31 Temmuz 2011’de düzenlenmesi öneriliyor. Yeni Demokrasi Milletvekili Flora Kadriu, Nisan’da Arnavutlar’ın üçte birinin yurt dışında olduğunu dolaysıyla bu kişilerin nüfus sayımıyla kapsanmayacağını söyledi. 1 ile 15 Nisan’da sayımın yapılmamasının uluslararası standartlara uygun olduğunu ve sayımdan elde edecek verilerin diğer ülkelerle kıyaslanabilir olması için Makedonya’nın nüfus sayımını diğer ülkelerle aynı tarihte yapması gerektiğini belireten VMRO DPMNE Milletvekili Sivana Boneva nüfus sayımıyla gurbetçilerin değil Makedonya’da genel olarak ikamet eden kişilerin kapsanmasının amaçlandığını vurguladı. Yeni Demokrasi ise diğer ülkelerde Ohri Çerçeve Anlaşması olmadığı için Makedonya’nın özel bir durumda olduğunu çünkü etnik topluklarının haklarının sayımda tespit edilecek orantılara bağlı olduğunu savundu. Bu tartışmalardan sonra Yeni Demokrasi’nin milletvekilleri komisyon toplantısını terkederek düzenleyecekleri protestoyla bu yasanın onaylanmasının engellenmesini çalışacaklarını açıkladı.Bu parti düzenleyecelkleri protestoyla Demokratik Bütünleşme Birliği Milletvekillerine baskiyi artırıp genele kurulda yasasının gereken Badinter çoğunluğunu almayacağını ümit ediyor. Demokratik Bütünleşme Birliği ise Yeni Demokrasi'nin oturumu terketmesini önceden hazırlanmış bir senaryo olarak değerlendirdi. Bu partinin Milletvekili Rafiz Aliti’nin partisinin faaliyetleri nedeniyle bu oturumun tatil edilmesini istemesi üzerine bu değişikliğin komisyondaki oylaması da önümüzdeki oturuma ertelendi.Makedonya'da bağımsızlıktan sonra nüfus sayımının yapılması hiç bir zaman sorunsuz geçmedi. Nüfus sayımi 1991 yılında öngörülen tarihte yapıldı ama Arnavutlar bu sayımı boykot ettiği için nüfus sayımı 1994 yılında tekrarlandı.2001 yılında Makedonya'da güvenlik güçleri ve Arnavut militanları arasında meydana gelen çatışmalardan dolayı nüfusu sayımı 2002 yılında gerçekleşti.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











